Secde…

Ey Sevgili-m!

Selam dursun gönlüm gönlüne, ruhum secde etsin nur’una

Işığın kutsarken benliğimi, bedenim çarmıha gerilsin mabedinin zindanlarında

Karanlığımın içindeki aydınlığı, ölümün eşiğinde ki dirilişimi vaftiz ederken nefesin,

erkekliğin döverken kadınlığımı,

şarkılar söylesin ruhumun yeniden doğuş çığlıkları…

Ey Sevgili-m!

Selam dursun gönlüm gönlüne, ruhum secde etsin nur’una

Cennetin kapılarından girerken doğmamış çocuklarımız, cehennemden kovarken tüm günahları,

yitik zamanların çürümüş suskunluğunu yıkayalım sularımızla

Yalnızlığın zifaf gecesinde kutsarken tenlerimizi

geç kalınmış ibadetlere tapınırken ruhlarımız,

yazılmamış ayetleri zikredelim bedenlerimizin Arş’ında…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ce Saygıyla – Nilgün Marmara

Şimdi’nin bedeni yok,
Yontuyor geçmiş bilgisiyle
gelecek belki olur diye taşı,
taşını kokluyor
yontu dağılıyor…

Şimdi’si yitik
bundan boyuyor
boyuyor evine aldığı
ağacın üzerine tüneyip
duvarını, tavanını, geçmişi
ve geleceği ve her yanını; 
dal kırılıyor…

Şimdi’si yitik
diziyor diziyor notalarını,
göğe ışık üzerine boncuklarını,
ucuza getiriyor varlığını
sonsuzun sessizliğiyle
sonlunun gürültüsü arasında,
O bitirince kıyısında gezindiği
yol çöküyor…

Şimdi’si yitik
bundan yazıyor
yazıyor enine boyuna
içini ve dışını ve yeri
ve göğü ve suyu,
bindiği kadırga
o inince batıyor

Nilgün Marmara

Sar(m)aşık…

Sarmaşıklara tutunup göğe uzayalım mı?

Pusuya yatmış gölgeler arasından kaçıp kapı açalım çağlasına

Turuncuya çalan sessizliğinden uzaklaşıp yasemin kokularının beyazına koşalım

Sere serpe uzansın ruhlarımız sırat köprüsünde şöyle boylu boyunca

Kazan kaynadıkça gök/taşlarının harında

Taçlandıralım yoncaları da üçüne beşine bakmadan

Tek tek toplayalım çiy tanelerini dudaklarımız kurudukça

Hapsedelim sessizliği ulu göğün tüm katlarına

Zamanı da ileri alırız biraz yelkovanı akrebin üzerine

Saat altı ile dokuz arası tuzlamayı unutmayalım yıldızları da

Kapasın gözlerini gece de yumsun sıkı sıkıya

Od olalım yağmurda ayine duran bulutlara

Şeytan’ın ülkesine göç edelim ellerimizde ateş çiçekleri

Akrebin yedi boğumunda boğalım tüm sevaplarımızı

Hem cehennemde cennete olan aşkından yanıyordur belki

Yakalım cenneti de cehennemin hatrına

Irmaklarında yıkayalım ar damarı çatlamış dudaklarımızı

Haydi..! Bırakalım zahir-i devranı döndürelim devranın başını

Sesli harfleri kurtaralım günahlarından

Sessizler kendiliğinden firar eder zaten

Dilin edilgen biçiminde anısız anılar inşa edelim

Bulamayacağımız adresler olsun coğrafyasında tenlerimizin

Kayboldukça kuytular yeni bir istila başlatalım duvar aralarında

Her istilada yıkalım her bir katını kat kat

Etini kemiğime büründürürken birbirimizin göğüne saklanalım

Savaşmanın tadını fısıldayalım sarmaşıklara

Sarmaşıklara tutunup göğe uzayalım mı Aşkım?

Aylin Tamakan

Ateşböcekleri Nereye Gider Sevgili-m?…

Üşüdüm Aşkım…!

Geceyi dinle Sevgili-m

Sessizliğin sesini mi? Kahve ister misin?

Seslerin sessizliğini. Haydi! Yum gözlerini gönlüme

Sessizlikde hüzün mü hüzünde sessizlik mi yoksa?

Sessizlik! Çok sesli Sevgili-m… Duyuyor musun kahvenin kokusunu?

Bu mevsim de ateşböceklerinin ne işi var?

Yazdan kalan günleri topluyorlar…

Kokuları da saklayabilirler mı peki?

Evet, kanatlarının altında hem de uçarken izi kalsın diye

Yakmazlar mı kanatlarının altında?

Hayır, gölgelerinin olduğu her yerde yeşertirler kanatları büyük olanlar

Bu mevsim de ateşböcekleri nereye gider Aşkım?

Sahilin karasına gidip dağların ardındaki yemişlerde mesken tutarlar

Mesken tutar mı gönlün de gönlüme ateşböceklerinin kanatlarına yumsam gözlerimi?

Hala üşüyor musun?

Sessizlik! Çok sesli Sevgili-m…

Aylin Tamakan

Sela…

günü geceye döküyorum

akşamla yatsı arasında

musalla gibi aydınlık kamer

yel değmiş eteklerine

dudaklarım ağır yaralı

merhem tutmuyor

uçuklamış parmak uçlarım

tutsak kalıyor kelimeler

bir kavak ağacının sığ’larında

pusuya yatmış buz kütleleri

soğuk kaynıyor kazanlar okyanusta

yarasalar tekbir veriyor

vakitsiz okunuyor sela

çırılçıplak kalıyorum

musalla gibi aydınlık kamer

ve

can’ım cansız bedenimden

firar etmek istercesine

kırıyor kemiklerimi

terk eden gölgenin ardından…

Aylin Tamakan