EL BOSQUE ROJO / KIZIL ORMAN

A veces no say consciente

de como voy siguiendo la lluvia para llegar

hacia las profundidades del bosque.

El bosque rojo silencioso

en sus rincones remotos me pierdo todo el tiempo.

Sus arboles ondulan levemente

su pulso corre en sus ramas

sus hojas se aprietan entre el tronco y las ramitas.

Hiedras vigorosas

circundan primero los valles luego mi lengua

sus raices se aferran a mi tuetano

presionandome a traves de cada una de mis celdas.

Voy tras de la lluvia, la lluvia va tras de mi

con caricias silenciosas

llegan al suelo en pequenas golondrinas.

El suelo con sus grietas ahogandose

con su untuosidad volviendose grisacea

succiona el nectar gota a gota…

Si alguna vez tocas la lluvia

se produciria una chispa rojiza, las gotas se dispersaran.

Si alguna vez tocas el suelo

su techo se fracturara y explotara despues de convertirse en un

volcan.

Mientras esta en llamas fuera de la lluvia

los gritos humean desde la chimenea del bosque…

Aylin Tamakan

(Elisabetta Bagli ve Fernando Val Garijo’ ya teşekkürkerimle…)

Bazen yağmurun peşine takılıp

ormanın derinliklerine doğru

geldiğimi farketmiyorum.

Kuytularında hep kaybolduğum

sessiz, kızıl bir orman.

Ağaçları hafif dalgalı

nabzı dallarında

dallarla gövde arasında sıkışmış yaprakları.

Arsız sarmaşıklar

önce vadileri sonra dilimi sarıyor

kökleri iliklerime dayanmış

her bir hücremden sıkıştırıyor.

Ben yağmurun peşinde yağmur benim

sessiz dokunuşlarla

yudum yudum varıyor toprağa.

Çatlakları boğulan

kayganlığı boza dönen toprak

damla damla emiyor kevseri…

Yağmura dokunsan

kızılca kıvılcım kopacak damlalar saçılacak.

Toprağa dokunsan

çatısı çatlayacak volkan olup patlayacak.

Harlandıkça yağmurdan

bacasından çığlıklar tütüyor ormanın…

Aylin TAMAKAN

Saçlarımı topla Poseidon…

Ahh be Poseidon!

Kaç kere dedim sana bir sedir yaptıralım şu mutfağa

Hazırladım günün örtüsünü, geceyi çektim pencerelere

Sen nevresimi getir ben saçlarımla doldururum içini

Yıldızların tozunu ovmaktanda yorgun Ay’ın elleri

Sen bir de bir çift takım yıldızı koy yatağın baş ucuna…

Görüyor musun Poseidon?

Gürleyip duruyorda akıtamıyor gözyaşlarını göğ

Bulutların canı boğazında öksürüp duruyorlar

Senin sularına benzemez bu bulutlar

Sahi Sevgilim,

Tüm yağmurlar aynı buluttan mı yağar?

Evlerin, sokakların, gecenin üstünde dumanını aynı mı üflüyorlar?

Sende ruhundan ruh üfler misin bana?

Denizlerin göğsünden boşalıyor bulutlar

Sende boşalır mısın göğsümden gönlüme doğru?

Akıtırmısın zehrini içimdeki yaralara

Sahi Sevgilim,

Denizin rengi çalar mı göğün karasına?

Vücudumuzun teriyle sevişircesine döker mi dalgalarda içlerini kıyıya

uzarken avuçlarından dalga dalga…

Bir çift yıldızla toplarsan

süslenir mi ki saçlarım da?

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Can Yücel

Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık
Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin
Düşmüşüz yavaşça bir sakin derenin
İçindeymişik yeşilmişik sazmışık

Balıklar gibiymiş sessiz ve karanlık
Yüzermiş saçların yüzermiş nefesin
Susarmışız öyle bir sakin derenin
İçindeymişik yeşilmişik sazmışık

Can Yücel

İblislere Selam Olsun…

Gözyaşlarımla

Aştım alazını

Yandıkça;

Akıta akıta -görmediler-

Kaynadıkça;

Bağıra bağıra -duymadılar-

Kavruldukça;

Yüreğimi sağa sağa -tutmadılar-

Gölgemin ellerini tuttum

Melekler akordiyon çalarken Tanrı’ya

Şeytan tuttu yüreğimden

Kömür karası ruhumla

Uzandım Ay’ın ondördüne

Kırmızısını çaldımda geldim

Cehennemin…

Vesselam

Selamı var tüm İblislerin…

Aylin Tamakan

İlk Kitabım… Tendeki Gölge

Bazen kelimelerin hepsi kuş olup kaçıyor ellerimden…ve duygularımı ifade edecek cümleler kuramıyorum..

Uzun zamandır kendi halimde yazdıklarımı bir kitapta toplayayım şöyle bir dursun elimin altında istedim sanırım ben de…

İlginç, garip ama çok güzel bir heyecanmış… Kendi kitabımı ellerimde tuttuğuma inanmak zor da olsa çok keyifli… 🙂