Anısına Sevgi ve Saygıyla / Behçet Necatigil…

Seni Yaşamak

Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece

Behçet Necatigil

Algos’a Not…

Güzel adamsın Algos…

Tanrı’ nın piçi olmayacak kadar güzel

Çiçekler de dallarından kopartılacak kadar

günahkar değillerdi biliyorsun

Şeytanın öpüştüğü yerde açmasalardı şayet

Bana çiçeğin kokusunu anlatabilir misin Sevgili-m?

Kalbin ve ruhun sevgiye bu kadar beddualıyken

kör bir sırrı eşeliyorum kanamalı gözlerinde

suçsuz suçlarınla doluyor tırnaklarım

Şafağın rahmi yırtılmak üzere ve ben

parmaklarında ki yarayı teyellerken dudaklarımla

dilim dudaklarımla çatışma halinde

ruhum pıhtılaşmıyor

bu da benim kusurum olsun not düş kendine

sana değilde kendimedir sitemim

Haydi Aşkım! Tütün basta oluk oluk boşalsın kanım…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Reşat Nuri Güntekin

Başroldeyim…
Bittiği yerden başlayan hikayeler..
Yaşamakla Ölmek arasında sıkışmış acı hayat…
Bazen kısacık mutluluklar. kahve kadar…
Ayrılıklar deniz…kavuşmalar suya hasretken..
Tabiki ben başroldeyim bu romanda
R.Nuri GÜNTEKİN

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Abidin Dino

Mutluluğun Resmi

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna’nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye’yi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tuval yeterdi;
ne boya…

Günah…

Güneş, ufkun ardında çırpına çırpına
gecenin esmerliğine teslim olurken
rüzgar tüm hırçınlığına rağmen usulca okşuyor saçlarımı
Yıldızları alıyorum yalnızlığıma
misafirperver bir edayla düşüyor pencereme Ay
Tanrı’nın ardına saklanmış
-zile basıp kaçan çocuklar gibi-
çiseleyip çiseleyip duruyor bulutlar
Damlalarla bölüşüyorum sessizliğimi
bir kısmını saklıyorum avucumla ağzım arasında
Gölgem öksüz kalmış beni, ben gölgeni ararken
Günaha davet ediyor yine kargalar
Günahına gireyim mi Sevgili-m?

Aylin Tamakan