İtalya / Montepulciano

Mis gibi bir dağ havası, pırıl pırıl bir güneşle, bu yeni günün yeni mutluluklar getirmesi dileğiyle günümüz aydın olsun…

Sabah kahvaltımızı yapıp, yeşillikler içerisinde kahvelerimizi de içtikten sonra şaraplarıyla ünlü Montepulciano’ya gitmek üzere San Gimignano’ dan ayrıldık. Kuzum öyle çok sevdi ki burayı, bir elinde büyüteci bir elinde topladığı çiçeklerle ‘ gitmeyelim, ne olur biraz daha kalalım’ diye oradan oraya koşturdu.

Muhteşem..!!! Binalar, sokaklar, taşlar, ağaçlar, çiçekler her şey ama her şey muhteşem. Nasıl güzel, nasıl mistik, buram buram tarih kokan bir yer burası. Burada da tüm binalar, sokaklar en az beş yüz yıllık. Sokaklarında gezmeye doyamadım. O daracık minik sokaklar, o evler, o evlerin altlarından sokakları birbirine bağlayan pasajlar ve o çiçekler, inanılmaz güzeldi. Bu ülkenin genelinde hep aynı olan , güzelliğine güzellik kattan yeşilliği, camlarını ve cam önü çiçeklerine oldum olası bayılıyorum, buradakiler de beni benden aldı. Bütün sokaklarını adım adım gezdikten sonra bu şehirde yaşayabilirim dedim. Bir çoğu, hatta tamamına yakını diyebilirim, üst üste konan taşlarla inşa edilmiş bu evler, dar sokaklar buram buram orta çağ  kokuyor.

Kasabanın en yüksek yerine kurulan Piazza Grandei grifon ve aslan heykelleriyle süslenmiş çok zarif bir meydan. 13. yüzyıldan kalma Gotik Palazzo Comunale (Belediye Sarayı) kasabanın gururunu yansıtan heybetli bir yapıydı. O evleri gördükçe yine inanılmaz bir duyguyla, birinin kapısını çalıp ” Merhaba, biraz misafir olabilir miyiz?” demek istedim.  İnsan yaşlanmaz burada, ya içer içer ayyaş olursun, (zaten şaraplarıyla meşhur) ya da yazar yazar şair olur çıkarsın. Gezmeye ve tadına doyamadığım bu şehirden ayrılırken gerçekten aklımın kalbimin yarısı, hatta fazlası orada kaldı. Muhteşem bir kasaba…İtalya’ ya yolu düşenlerin mutlaka görmesini tavsiye ederim.

Bu arada bu şirin şehirden ayrılırken, yolda ilginç bir şey gördük ve onu izledik. Burada biri öldüğün de cenazeyi kiliseye götürürlerken; papaz önde yürüyor, cenaze arabası ağır ağır tam arkasından ilerliyor ve onun arkasında da cenaze yakınları (yaklaşık 40-50 kişi vardı) kiliseye kadar yürüyorlar. Ciddi bir yokuş ve mesafe var kiliseye kadar ve bu mesafeyi yürüyerek kiliseye gidiyorlar. Benim için sevginin ve saygının inanılmaz bir göstergesi. Kısacası bu kültürün insanlarının her şeye inanılmaz saygısı var. Bu nedenle de kültürlerini ve özellikle tarihlerini inanılmaz bir şekilde korumuş ve tüm ihtişamı ile ayakta tutmayı başarmışlar… İtalya, sen ne yaşanılası bir yersin…

A.Tamakan

DSCF0293DSCF0242DSCF0294

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.