İtalya / Siena

Evet hüzünlü bir ”Merhaba” dedik Siena’ya…

Sabah gidip gitmeme karasızlığıyla yola geç çıktık ve 14:35’te ancak vardık. Her ne kadar yolda içimdeki acıyı yansıtmamaya çalışsam da içimdeki hüzün benimle gelmeye devam ediyordu. Kendimizi mis gibi bir dağ havasının içinde bulduk. İnsanın içini ısıtan, iliklerine kadar işleyen ve huzur veren bir havası vardı buranın. Bu muhteşem manzarada hafif hafif esen rüzgarla birlikte güneş de pırıl pırıldı bize ”Hoş geldiniz” dercesine…

Otelimiz (Borgo Casato) Siena’nın merkezinden 24 km uzakta bulunan Castelnuovo Berardenga kasabasındaydı. İtalya’ya özgü klasik taşlarla bezenmiş, kocaman yemyeşil bir bahçesi ve zeytin ağaçları olan sessiz, sakin, mistik ve çok şirin bir otel. Tabii hemen girmedik ve uzun zamandır hasret kaldığımız havanın büyüsüne bıraktık kendimizi.

Kuzum büyük bir heyecanla büyütecini kaptığı gibi, koştu dağ tepe börtü böceklerin peşine. O minik tostik elleriyle nasıl da nazikçe inceledi her bir çiçeği, içine çeke çeke kokladı, sevdi, öptü… İnsanın en üzgün anında bile ”işte mutluluk budur” dedirten yavrum olduğu için bir kez daha şükrettim…Gelirken o kadar üzgün ve keyifsizdim ki bu hava, kuzumun neşesi biraz olsun beni kendime getirdi. Mis gibi taze çimen ve toprak kokusu, rüzgarın tenimde esmesi ve kuzumun heyecanlı kahkahaları içimi ısıttı ve yaşamanın, hakkıyla yaşamanın anlamını bir kez daha hatırlattı bana.

 

Bir süre daha bahçede oradan oraya koşturan kuzumu izledikten sonra odamıza çıkıp valizlerimizi bıraktık ve vakit kaybetmeden Siena’ ya gittik. 

Her yer tarih kokuyor, her yapı birbirinden güzel. Şık restoranları, butikleri ve zengin tarih mirasıyla adeta bir açık hava müzesi gibiydi. Kahverengi ve kızıla çalan sarı renklerin ağır bastığı bu şehirde, kendinizi Orta çağ da gibi hissediyorsunuz.

Bütün sokaklarını adım adım gezerek Siena’ nın Piazza del Campo meydanına geldik. Bu meydanda orta çağ dan günümüze kadar devam eden ve her yıl düzenlenen ünlü PALIO at yarışları yapılıyormuş. Bu yarışlarda; rönesans kıyafetleri içinde ki şövalyeler ve askerler geçitten sonra bayrak gösterileri yaparlarmış. Gösterilerden sonra on binici Campo çevresinde eğersiz at üzerinde yarışırmış ve bir dakikadan az süren bu yarışın sonunda yarışanlara ipek bir flama olan Palio verilirmiş. 14. yüzyılın başlarından kalma bu meydanın tuğlayla döşeli zemini, mermerden yapılan şeritlerle dokuza ayrılmış bu yapının her dilimi, 13. yüzyılda şehri idare eden dokuz soylu klanı temsil ediyormuş.  Bol bol gezip, alışveriş yaptıktan sonra dinlenmek için meydanda, açık havada güzel bir kafeye oturduk. Birer kadeh şarabımızı içtik, nefis peynirlerimizi yedik ve tekrar şehir içi keşfine devam ettik. İtalya’da her şehrin bir Duomo’su var. Yağmurun başlamış olmasına rağmen burayı görmemezlik edemezdik ve koşar adımlarla, ıslana ıslana tuttuk Duomo’nun yolunu. Buranın Duomo’su da diğerleri gibi çok ihtişamlıydı, ince ince oya gibi işlemişler. 

 

Siena, buram buram tarih dokunla ve mistik havanla İtalya’da gördüğüm en güzel yerlerden birisin…Ve ben senin bu mistik, sarı kahverengi tonlarında ki ihtişamlı mimari’ne hayran kaldım…

A. Tamakan

Siena

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.