Okul da ilk gün…

Hayatımın en zor ve en buruk ama en buruk günlerinden biriydi bugün. Oğlumun ilkokula başlamasının heyecanı ve sevincinin yanında babasının yanımızda olamayışının büyük üzüntüsü ve eksikliğini yüreğimin en derin yerlerinden hissederek yaşadım. Hiç bir kelime bugün ki hissettiğim acıyı, üzüntüyü, çaresizliği, yalnızlığı, burukluğu ve bilhassa bağıra bağıra ağlamak isteğine karşın gözyaşlarımı acıta acıta içime nasıl akıttığımı anlatamaz…

Sabah saat yedi itibari ile başlayan her dakika acıyla kazındı yüreğime… Kuzumu giydirirken, yedirirken ve evden çıkarken ki bir buçuk saat unutulacak gibi değil benim için… Heyecanlıydı kuzum, giyinirken çok hoşuna gitti ama sıra kravatına gelipte ben bağlamaya başlayınca ” keşke babam olsaydı da o bağlasaydı dimi anne” dediği anda yüreğimdeki hüzünüm, burukluğum büyük bir sızıya dönüştüğünde gözyaşlarım içime akmaya başlamıştı bile… Bağlayamadım o kravatı, bağlayamadım dakikalarca… Yeniden yaptım defalarca… Her şeyi tamamdı… Gömleği, kravatı ve ceketiyle küçük adam gibi oldu kuzum. Öyle çok yakıştı ki, öyle güzel oldu ki bakmaya doyamadım kuzuma. Nasıl da hoşuna gitti nasılda beğendi kendini…. Tamamen hazır olduğunda kendine baktığında, o yüzündeki ifadenin güzelliği gitmiyor gözümün önünden…Gülüşü, göz süzüşü, kaş kaldırışı..

Hazırlandık ve beklemeye başladık vakti… Ne zamanki “gel bir resim çekilelim ilk günün hatırası” dediğimde yüzündeki hoşuna gitmiş ve gurur duyar bir ifadeyle; çocuk bu işte bir hüzün bir neşe var içinde ve ” anneciğim baksana iş adamı gibi oldum değil mi? Ben büyüyünce iş adamı olayım en iyisi. İş adamı olayımda çok para kazanıp sana bakayım. Baksana ne çok uğraşıyorsun benimle” dediği anda sadece sarılarak karşılık verebildim o çocuksu saf temiz duygularına… Böyle bir heyecanı ve hayatımızın önemli ilklerinden birini bu duygularla yaşamakmış nasip olan… Ama olsun buna da şükürdü… Sonsuzlarca kere şükürler olsun daha yaşayacağımız çooookkk ilklerimiz olacak inşallah… Bir buçuk saatlik bu duygu yoğunluğunun ardından aldık çiçeğimizi düştük okul yoluna. Burada adetmiş ilkokulun ilk gününde çiçek alınırmış öğretmene. Linda bu detayı söyledi bize. Türkiye de de böylemiydi hatırlamıyorum çok zaman olmuş okul ile ilgilenmeyeli.. Her neyse…

Bugün sağ olsun Emre aldı ve götürdü bizi okula ve günün diğer zorlu ve duygunun dolup dolup taşamadığı anlarda başladı böylelikle…Kalabalık, curcuna, her yer çocuk her yer çiçek ve her yer anne baba doluydu… Ve tabii dede, nine, teyzeler… Bir bizdik yalnız olan, bir bizdik heyecanın yerini endişe ve hüzne dönüşmüş şekilde ne yapacağını bilemeden oradan oraya dolanıp duran… İşte o an tam “neden? neden?” Demek üzereyken dedim ki “olsun Rabbim şükürler olsun halimize”… İsyan etme Aylin… Sen güçlü bir kadınsın, sen güçlü bir annesin ve her şeyden önemlisi bunu sen seçtin ve söz verdin sevgiline, Aşkına, her şeyi halledeceğim diye…Ben güçlüyüm merak etme sen diye söz verdin dedim kendine… Daha ilk günden indirme yelkenleri dedim…Sen güçlü olmalısın ki kuzun da güçlü olabilsin… 

Biz böyle bir başımıza kalabalığın arasına giripte bekledikten on beş dakika sonra okul müdürü bir konuşma yaptı. Evet pek tabii ki de bir şey anlamadık, anlamadığımız içinde yine oradan oraya serseri mayın gibi dolandık. Baktık bir tarafta müdür yardımcısı isimleri okuyordu, hemen koştuk oraya… Acaba kaçırmış mıydık? Okunmuş muydu ismimiz derken işte okunuyordu… Hemen girdik sıraya ama sınıf hangisiydi anlayamamıştık ki…

Olsun sora sora Bağdat bulunurmuş, biz sınıfımı bulamayacaktık… Haydi Bismillah girdik okulun içine…Üç dört kere her sınıfa tek tek baktıktan sonra bulduk hayırlısıyla sınıfımızı…

Bulduk ama ondan sonrada başladı yine bir kıyamet Oğuzhan’da… Başladı mı bu o gün tanıştığım öğretmen değil, bu benim öğretmenim değil, beni yanlış sınıfa getirdin diye mızmızlanmaya… Onu da hallettik neyse, öğretmen hastaymış, sonra gelecekmiş falan filan… İlk on beş yirmi dakika diğer velilerde sınıftaydı.. Sonra sınıfı terketme vakti gelmişti… Asıl şimdi başlıyordu tüm eğlence…Çünkü biliyorum sende kal diye başlayacak söylenmeye.

Ancak ilk gün olmasına rağmen sınıftan çıkmam gerektiğini söylediğimde onbeş yirmi dakika beni bekletse de aslında beklediğim gibi olmadı nedense. En azından bütün gün kapı önünde beklemek durumunda kalmadım. İnşallah ilk günün heyecanı ve şaşkınlığından değil de gerçekten okulu sevdiği için böyledir ve bundan sonra da bu şekilde devam eder. Baktım bir çok anne oradalar, bekliyorlar bende başladım beklemeye… Kafe’ye gittim kahvemi içtim, sonra ara ara sınıfı kontrol ettim, bir de diğer sınıfı. Ara ara gittim geldim..

Ne kadar zor aslında… İlkokulun ilk günü ve dilini anlamadığın, tanımadığın, belki uzunca bir süre anlaşamadığın için arkadaş bile olamayacağın, yalnız kalacağın bir okulda okul hayatının ilk gününü yaşamak… Ne kadar zor, hemen gidip “merhaba” diyerek konuşmaya başlayacağın en çok arkadaş edineceğin okul ortamında bunların hiçbirini yapamamak… Yani okulu en cazip kılan şeye sahip olamamak…Anlamadığın dilde okuma yazma, matematik öğrenmeye çalışmak… Ama herkes ne kadarda rahat ve kolay söylüyor “çocuk bu alışacak, çabuk ta öğreniyorlar zaten, alışır alışır”… Ne kadar kolay uzaktan… Her şeyi geçtim okulun en eğlenceli kısmı arkadaş edinmektir ama anlamayınca karşındakini öyle kolay olmuyor işte… Sonuçta karşıda ki de çocuk bir oynuyor iki  oynuyor baktı anlaşamıyor hoop gidiyor… Sonra birde bunlar yetmiyormuş gibi…

Öğretmen güler yüzlü tatlı bir bayandı ama tüm gün gördüm ki sınıfa pek hakim değildi. Evet ilk günden derse başladılar hatta teneffüs vakti spor dahi yaptılar. Ancak orada ilginç bir şekilde durumu farkettim. Bahçeye ilk bizim sınıf inmiş olmasına rağmen, diğer iki sınıf gelip sıraya girmiş sonra düzen kurmuş ve spora başlamışlardı. Ancak öğretmen bizim sınıfı bir türlü toparlayamamış ve hiçbir şey yaptıramamıştı ki zaten zaman doldu… Sonra tekrar sınıfa derse döndüler… Sonra izlemeye devam edince diğer sınıfın öğretmeninin evet biraz sert mizaçlı ama sınıfa çok iyi hakim olduğunu gördüm… Burada elçiliğe göreve geçen sene gelenlerinde çocukları da o sınıftaydı… Bayağı bir düşündüm ve geç olmadan hemen sınıfı değiştirebilir miyiz diye Linda’ yı aradım. Sağ olsun hemen halletti ve o anda içime bir rahatlık geldi açıkçası…

Yorgunluğu bir yana manevi yanını zaten daha fazla nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama bugünü hayırlısıyla anne oğul başarıyla atlattık…

Şimdi günün yorgunluğundan tabii kuzum mışıl mışıl uyuyor…

Yarın yeni bir sınıf yeni bir öğretmen… Rabbim yardımcımız olsun…

14 Eylül 2015

A.Tamakan

 

IMG_1124IMG_1122IMG_1119

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.