Arnavutluk / Delivine(Syri Kalter)&Borsh

Nereden başlasam, nasıl anlatsam..... Tamam her gördüğüm şehri,ilçeyi, kasabayı, her defasında büyük bir hayranlıkla anlatıp, güzelliklerinden aynı şekilde bahsediyor olabilirim ama nasıl anlatmayayım, birbirinden muhteşem, görülesi, yaşanılası bu cennet bahçesi tadındaki yerleri?
Muhteşem...! Inanılmaz..! Tabiat harikası...! Hiç bir ressamın paletinde bulamayacağı, oluşturamayacağı, Rabbimin o muazzam kudretinin birkez daha
gözler önüne serildiği yeşili ayrı, mavisi ayrı, moru ayrı, bir çok rengi ayrı ve kendi aralarında ki farklı farklı geçiş tonlarıyla bezenmiş renk bahçesi, cennet bahçesi.... Anlatılamaz, tasviri yapılamaz.... Dedim ya nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum....
Saranda'nın merkezinden 25 km uzaklıkta ki Delvine şehrinde bulunan Mavi Göz diye bahsedilen Syri Kalter burası. Bu muhteşem güzelliği gördükten sonra, aklımda Delvin'e ait ne varsa hepsi bir anda siliniverdi. Sadece Mavi Göz yer etti....Delvin demek Mavi Göz demek oldu benim için.
Bunca zorlu yolları aşmaya değer muazzam bir yer. Onbeş dakika gezer, diğer yerlere zaman ayırabilmek için hemen yola çıkarız dediğimiz bu yerde iki buçuk saat kaldık ve bu muhteşem yerden kendimizi alamadık. Bol ağaçlı, çiçekli, yeşilin binbir değil milyonlarca tonunun olduğu, hangi yana bakacağınızı bilemediğiniz, cennet bahçesinden geçiyormuşsunuz hissini, huzurunu veren, adeta küçük bir orman cenneti olarak adlandırmak istediğim ağaçların arasından gezerek geldiğimiz Mavi Göz' ü ne anlatmak, ne de tarif etmek mümkün değil. Bir tek, beyaz, uzun, ipek elbisem eksikti üzerimde sanki. Adeta cennet bahçesinde yürüyen melekler gibi hissettim kendimi. Belki de çok fazla abarttığımı düşüneceksiniz ve söyleyeceksiniz ancak bana verdiği huzur ve hissi ancak bu şekilde tanımlayabilirim. Bu eşsiz ve muazzam kaynağın çıkışını, renklerin binbir tonunu, renklerin mucizevi bir şekilde geçişlerini dakikalarca hatta saatlerce seyretmekten kendimi alamadım. Hangi yana baksam, nereyi nasıl fotoğraflasam bilemedim ve bir kez daha şükrettim bu eşsiz nimetleri verene ve bunu bugün görmeyi nasip edene... Birde bu göz biçimindeki muhteşem güzelliğin bir efsanesi varmış.
Efsaneye göre, bir ejderha buradan bir kız kaçırır. Ejderha kızı kaçırdıktan sonra uzunca bir süre hüküm sürdürür ve bu süre boyunca da orada yaşayanlar için hayat son derece zor hale gelir. Nihayetinde bir gün Ejderha öldürülür ve öldürdüğünde ejderhanın gözü dışarı fırlar. Ejderha'nın sevgisinin aslında çok saf olduğu anlaşılır ve buradan kaynak, saf su çıkmaya başlar. Bu nedenle de göz şekli aldığı ve ejderhanın sürekli ağladığı söyleniyor. Bu efsaneye de buranın hala gizemli, mistik ve özel bir sırra sahip olduğu söyleniyor.

İşte böyleeee..... Oturup sabaha kadar yazsam, anlatsam anlatırım ancak anlatacak kelimeleri bulamam Mavi Göz için... Mavi ve yeşilin binbir tonunun sarhoşluğundan bir nebze de olsa kendimizi kurtarmak ve cennet bahçesinden çıkıp dünyaya dönmek için bir yemek molası veriyor ve buradan da Vlore'ye gitmek üzere yola çıkıyoruz....
Yollar bir hayli bozuk ve zorlu. Kısa mesafeleri çok uzunca bir sürede ancak gidebiliyorsunuz. Bu yorgunluk (ve henüz ayılamadığımız sarhoşlukla) neticesinde de bir kahve molası için rotamızda olmayan ancak yolumuzun üzerindeki Borsch' a uğruyoruz. Bütün kelimelerimi Mavi Göz de kullanmıştım, ne demeliyim ki şimdi? Güzel, harika, muhteşem, nasıl bir şey bu.... Bir kahve molası için tesadüfi geldiğimiz; bu muhteşem, gürül gürül çağlayan, nereden nasıl geldiğini bulmak için adım adım tırmandığum ve bir kayanın, dağın arasından fışkıran bu doğa harikasını nasıl anlatayım?
Bir kahve molası için durduğumuz ve akşam olması nedeniyle gezip keşfedeğimiz yer, BORSCH...
A.Tamakan

IMG_8410IMG_8433

Aylin

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.