İtalya / Verona (Juliet’in kulağına fısıldadım…”İmkansız olmasın, tutkulu ve sonsuz olanı olsun”)…

Nereden başlasam, nasıl anlatsam...

O mistik havasıyla insanı kendine doğru çeken görülesi, gezilesi, aşkı insanın içinde tekrar alevlendiren bu aşıklar şehrini...
Aşıklar şehri Verona...
Öyle bir şehir ki kendi küçük ancak o mis gibi doğasıyla, sanatıyla, heykelleriyle, şaraplarıyla, sokaklarıyla kocaman bir yer alıyor gönlünüzde...
Kasım ayı olmasına rağmen pırıl pırıl güneşiyle, mis gibi havasıyla karşıladı bizi Verona. Büyük bir sabırsızlıkla ve heyecanla, her bir sokağını adım adım gezmeye başladım.
Öncelikle Verona Arena'sına doğru ilerledik.

Oğlum " Aaa anne bak Kolezyum(Colosseum)" diye heyecanla bağırdı. :) Evet bir Colosseum kadar büyük olmasa da dünyanın en büyük üçüncü arenası olarak geçiyor ve günümüzde de hala bir çok etkinlik düzenleniyor. Özellikle opera dinletilerinin muhteşem olduğu söyleniyor ama maalesef bu dönemde olmadığı için bu keyifden mahrum kaldık.
Burada da Roma da olduğu gibi, kostümlerini giymiş gladyatörlerin etrafta gezinmesiyle, kendinizi tarih filminin içinde gibi hissediyorsunuz.
Arena'yı şöyle iyice gezdikten sonra, bir kafede bir kahve molası verip ve olabildiğince çabuk gitmek istememe rağmen ağır adımlarla Erbe Meydanına doğru ilerliyoruz.
Erbe meydanı; balkonlarından rengarenk çiçekler sarkan, bitişik nizamlı evlerle çevrelenmiş, restoranların, kafelerin olduğu, bana göre kutu gibi ve çok romantik bir meydan. Burada, Torre dei Lamberti’ye çıkıp 360 derece şehrin manzarasını izlemek de ayrı bir keyif. Meydanın trafiğe kapalı olması ile de, gürültüden, kargaşadan uzak, şarabımı yudumlayıp, sokak çalgıcılarının o güzel müzikleriyle buranın keyfini çıkarıyorum...
Eveet... Sıra geldi sabahtan beri görmeyi beklediğim Juliet'in evine. O sokak bu sokak derken, Juliet'in evini gösteren tabelayı gördüğümde bir ohh çekip nihayet diyorum. Evin avlusuna doğru ilerlediğimde Romeo ve Juliet aşkının şahidi olan meşhur balkonu görüyorum... Bir hayli kalabalık ve ellerinde kalem kağıt olan bir sürü insan.
Buraya gelen tüm aşıklar ve aşkı bulmak isteyenler, evin duvarlarına aşk mektupları ve dileklerini yazıp yapıştırıyorlar. İnanmayacaksınız ama sakızla yapıştırılmış olanlarını bile gördüm. Kapılara da renkli kilitler asıyorlar ve aşk getirmesi için Juliet'in heykeline dokunuyorlar. Juliet'in mezarı ise San Francesco al Corso manastırının içindeymiş. Bu kısa ama heyecanlı ve keyifli dakikaların sonunda, elbette Juliet heykeline dokunduktan sonra dinlenmek üzere bir kafeye doğru yol alıyorum.

Ben dilek ve aşk mektubu bırakmadım ama Juliet'in kulağına fısıldadım...
"İmkansız olmasın, tutkulu ve sonsuz olanı olsun"....
A.Tamakan

IMG_5110DSCF0027

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.