Yüzleşme…

Beni tanıyanların çoğu hep ne kadar iyi olduğumu ( bende kendim için öyle düşünüyordum)  söylüyorlar. Oysa ki benimde kötü olduğum zamanlar olmuş, bilerek veya bilmeyerek.

Zaman zaman duygularıma yenik düştüğümden, zaman zaman içimde büyüttüğüm öfkemden, zaman zaman içinden çıkılmaz sandığım çaresizliğimden… Ama şimdi görüyorum ki benimde üzdüğüm -çok olmasa da- bir kaç kişi olmuş hep. Ne gereksizce ve de ne acımasızca. Virgina Woolf un dediği gibi ” ne mutlu ki kimseye kötülüğü dokunmadan, yürüyüp giden insanlara” … Ama böyle değilmişim, böyle olduğumu düşünerek… Düşündüğüm de zaman zaman çok korkunç geliyor ki -çok ta abarttığım gibi değil belki de- ancak insan kendi hissettiğini ve kendi yaptıklarını en iyi kendi bilir. Zaman zaman da olgunlaşmanın bir süreci gibi geliyor ve insanın o karşı koyulmaz savunma mekanizması bir anda kendini baş gösteriyor. Eğer bu durumu farketmeye başlamışsanız ve gerçek mutluluğu yaşamak için kendiniz ile yüzleşmeye hazırsanız, bir yerden başlamalısınız. Bu nedenle de içinizde gel gitlerle dolu bir iç çatışma başlıyor. Sorgulamaya devam ettiğinde içinden çıkılmaz bir hal  alıyor. Kendinle yüzleşmen gerekiyor…Ve evet bu nedenle de geçmişe gerçek anlamda bir sünger çekmek ve artık önüne bakmak, kararlı adımlarla devam etmek gerektiğini anlayabilmişsen ve en önemlisi de bunu yapabileceğine inanıyorsan, bu gücü kendinde hissedebiliyorsan işte o zaman yürümeye başlaman gerekiyor. Yavaş adımlarla değil ama hızlı da değil. Sert değil ama aynı kararsızlıkta kalacak kadar yumuşak da değil. Kendini biraz hayatın akışına bırakıp, karşına çıkan her durum ve her şartta tecrübelerini önünde ışık tutarak yürümen gerekiyor. Ayrıca hiç bir zaman hiç bir şey için geç kalınmamış olduğunu anlayabilmek, akıl ve mantık süzgecinden geçirerek değil, kalp ve ruh gözünü gerçek anlamda açıldığını hissederek, geç kalmamış olduğunun içinde yarattığı huzurun ve heyecanın el ele tutuşup koşmak istemesi, sana ” Evet şimdi, tam da bu zamanda, en doğru zaman, içinde bulunduğun zaman” diyorsa, geç kalmamış olduğunu düşünüyor, bir an önce o yolda koşmak için sabırsızlanıyorsun. Aslında yazdığımın aksine zor bir denge, hiç de kolay değil. Bu kadar rahat ve kolay yapılabiliyor mu? Tabii ki de ne kadar istediğinize bağlı, zaman zaman evet belki ama zaman zaman da yapmakta zorlanıyorsunuz .

Şimdi bir bebeğin korkarak ama heyecanla, istekle ve cesaretle ilk adımlarını atmaya başlaması gibi… İlk adımlarımda ki huzurun ve mutluluğun hazzını, yürümenin ne kadar keyifli ve özgürce olduğunu gördüm. Şimdi koşmak için bir o yana bir bu yana sere serpe koşmaya çalışan ama arkasından koşturan var mı diye de ara ara kendini bakmaktan alı koyamayan bir bebek misali  koşmaya çalışıyorum. Ve… Biliyorum ki koşmaya başladığımda da tüm gökyüzünün maviliğini ve güneşin o vazgeçilemez sıcaklığını tüm kalbimde ve ruhumda hissedeceğim…

A.Tamakan

IMG_111

“Yüzleşme…” üzerine 6 yorum

  1. En güzeli ve doğruyu bulmada en etkilisi insanın kendini değerlendirebilmeyi başarabilmesidir. Güzel bir yazı.

    1. Teşekkür ederim yoeumunuz için. Ve bir insan için en zor şey kendinle yüzleşebilmesi. Hayatımız boyunca kendimizle yüzleşmekten hep kaçıyoruz, çünkü bu işimize gelmiyor. Çünlü hepimiz kendimize göre iyiyiz, doğruyuz, haklıyız. Ama kendimce diyebilirim ki insanın hayatında bir kere de olsa yüzleşmesi, inanılmaz hafifletici.

  2. Kim bilebilir ki yaptığı iyiliğin bir felaketin tetikleyicisi, kötülüğünse çok büyük bir iyiliğe dönüşebileceğini… Bu yüzden hiç kimse ne iyi olabilir ne de kötü. Her şey domino taşları gibi dizili, sırası gelen devriliyor sadece.

    1. Kesinlikle katılıyorum😊 Bazen yapmış olduğumuz bir kötülüğün bile bir hayra vesile ılabileceğini düşünüyorum. Yaptığımız bir çok iyiliğinde aslımda hep çoğu zaman kendimize zarar verdiğini düşünürüm hep. Aslında yazarken çokda dile getiremedim belki, bahsetmek istediğim iyilik ve ya kötülüklerimizden ziyade hatalarımımız ve insanın hatalarıyla yüzleşmesi. Hatalarımızla yüzleşebilmek, bakış açısını çok değiştiriyor. Yargılamadan önce bir kere daha düşünmesini sağlıyor. Tabi bence😊

      1. Kaba tabirle “bana ters” dediğimiz bir davranışın karşılığı kadarını bedel olarak almakta bir sakınca görmüyorum; zira bu bir kin ya da intikamdan ziyade bir gereklilik. Fakat defaatle üzerinde düşünsem de “yargılamak” sözcüğü bana birkaç beden büyük. Sanırım canlıları yargılamaya hakkım olmadığını düşünüyorum. 🙂

        1. Bahsettiğiniz gerelilik evet hayatın getirdiği gerekliliklerden biri hali hazırda, buna kabülüm. Hayatta herşeyin bir bedeli var çünkü maalesef. Yargılamak ise; evet bizi yaradan bile bizim yargıladığımız kadar çabuk yargılamazken bizi, bizlerinde hakkı yok elbette. Ama insanoğlu işte, zaman zaman bir bakıyorsunuz sizde yargılayabiliyorsunuz.😊 İnsanları davranışları için yargılamadım hiç bir zaman, ancak davranışlarım karşısında ki tutumlarını ister istemez yargıladığım oldu. Sonra da bu yazımda ki gibi, ondanda kurtuldum😊 Yani kaba tabiri ile saldım çayıra mevlam kayıra gibi oldu. Ben, ben olmaya devam ederim, karşımda ki artık kendi bilir.

cihangunozkurt için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.