Vibratörlü “Feministler”…

Feminizm, toplumca kanıksanan erkek düşmanlığı düşüncesinin aksine, cinsiyet  eşitsizliğini gündeme getirmek için ön planda tutulan bir akım aslında. Sadece kadınları değil, erkekleri de yakından ilgilendiren feminizm tanımı, normalde gerçek eşitliği ortaya koymayı amaçlar. Ancak görüyorum ki günümüzde bu, anlamını yitirmekle birlikte, kadınlar tarafından erkek düşmalığı olarak anlam değişikliğine uğramış.

Dünyamız bir sürü muhteşem nimetlerle ve güzelliklerle dolu. Yer gök, denizler, ırmaklar, çağlayanlar, dağlar, tepeler, ağaçlar, bitkiler ve insana hizmet eden bir sürü nimetlerle.

Yaşamak için sadece bedenimizi değil ruhumuzu da doyuracak bir sürü muhteşem nimete sahipiz. Gökyüzüne baktığımızda güneş içimizi ısıtırkan, gönlümüze de umut verir. Denizlerden onlarca nimete sahipken, üzerinden ufka bakıp sesini dinlemek huzur verir. Ağaçlar, hem nefes olur hem huzur. Yani bize verilen her nimet hem bedenimizi hem ruhumuzu doyurur aslında.

Ve bence, yani yine Aylin’ce; bize verilmiş olan en güzel ve en başta gelen nimetlerden ilk olarak yemek/içmek, düşünmek ve sevişmek en temel ihtiyaç olmalarının yanı sıra ruhumuzu doyuran en önemli nimetlerdir.

Nimet, güzel bir kelime ve bu kelimeyi kullanmayı seviyorum.

Yemek içmek hali hazırda hayatımızı daim ettirebilmemiz için zaten ana maddelerden ilki.

Düşünmek desen bu hayattaki sadece insan denen canlıya verilmiş en özel nimetlerden biri; ama düşünen canlı oranı da git gide azalmakta ki bu da ayrı bir konu.

Sevişmek? Sadece üremek için mi verilmiş? Üremek? Sevişmek, insanın en riyakarsız olduğu halidir oysa ki…Öyle olsa yaradan sevişme anında hiç bir uyarılmaya, hissiyata gerek duymadan robot gibi ürememizi sağlayabilirdi elbet. Ama, duygu vermiş, arzu vermiş, his vermiş. Hatta belki de sadece sevişme sırasında kendinden çıkıp o hayvani duygunu sonuna kadar kullanabilme lüksünü vermiş. Sana soyunu sopunu devam ettirebilmen ama bunu da keyifle yapabilmen için muazzam bir nimet vermiş. Ama gel gör ki günümüzde bir feminist olma sevdası var ki bir türlü anlayamadığım. Bunu bir çok kez bir çok arkadaşımla da tartıştım. Kimine göre kadın düşmanı, kimine göre isterik, kimine göre de ayıp bilmez oldum. Yaa ben demiyorum ki her gördüğüne ver. Ama gayet doğal ve içgüdüsel olan böyle bir nimete bu baş kaldırış niye? Ellerinde “vibratör” denen silahları, dillerinde kendi işimizi kendimiz görürüz nidaları… Kadın-erkek eşit, kadın seks aracı değildir. Ancak gel gör ki tanıdığım bir çok feminist de evlerinde elinde vibratörle geziyorlar. ( dikkat tanıdığım feminist kadınlar diyorum) Aaa orgazm oluyor mu onlara sorarsan evet. Üstüne üstlük bir de bak kendi işimizi kendimizde yapabiliyoruz diyorlar. Tamam kabul ediyorum orgazm oluyorsun, çünkü biliyorsun, tecrübe etmiş, öğrenmiş ve bulmuşsun noktanı da güzel arkadaşım nasıl bir orgazm bu, önemli olan o. Valla ben söyliyim bildiğin Arafta kalmış bir orgazm hali bu. Ne gerçek, ne de sahte? Ne var gerçekte, ne de yok? Bir boşluk hali filan olsa gerek. Bir nevi kendi kendine yaratılmış kaos. Amma velakin, yaa ten tene değmeden, ter tere karışmadan ne anladım ben o orgazmdan. Bedenin birleşmesiyle gelen o ruhun bir olma hissini hissetmedikten sonra bir değil beş kere olsan ne fayda… Çünkü sevişmek bir bedensel faaliyet değil. Sevişmek, bedenle birlikte ruh ve zekanı kattığın muazzam hazzın doruğa ulaşma anıdır….Hee bir de SEVİŞMEK kadın veya erkeğin sonuna kadar “arsız”olması gerektiği tek andır…

A.Tamakan

“Vibratörlü “Feministler”…” üzerine 47 yorum

  1. “Sevişmek, insanın en riyakarsız olduğu halidir oysa ki…” üzülerek buna katılamıyorum. her iki cinsiyette de riyakarca Sevişen tipler var ne yazık ki… bunun dışında çok cesur ve çarpıcı bir yaz…

    1. Yorumunuz için teşekkürler. Haklısınız, ama ben “sevişmek”ten bahsediyorum. 🙂 Yalın, saf, sevişmek gibi olan sevişmelerden. Sevişmenin bedenle birlikte ruh ve zeka katılarak yapılan sevişmelerden. Günümüz feministliğinde olduğu gibi günümüz sevişmelerinden bahsetmemiştim. Ve dediğiniz gibi günümüzde riyakar sevişmeler öyle çok ki, “sevişme” ‘ nin gerçek anlamı da yitirmeye başlıyor yavaş yavaş.

      1. anladım, şimdi daha iyi oturdu. Yalnız şunu da söylemek isterim, bence bir feminist gerçekten elindeki oyuncakla mutluysa onu öyle kendi haline bırakmalı. cinsel yaşam çok öznel ve karmaşık bir olgu ve ben her bir bireyin kendi özgün haz dünyası olduğunu düşünürüm. “Rıza” olduğu sürece bu olgu her ne şekilde yaşanırsa yaşansın normal kabul edilmelidir. toplumlar çeşitli nedenlerle buna bir standart getirmeye çalışsa da, seks her zaman sıradışı ve çeşitli yaşanacaktır.

        1. Zaten çoğu kendi halinde, gerçeklikten uzak yaşıyorlar öylece. Burada bahsettiğim de; cinsel yaşamın rıza olduğu ve gerçek olduğu sürece, arsızca yaşanabilecek kadar muazzam bir şey olduğu… Bu nedenle seks de feminstlikte zeka işidir…

          1. güzel dediniz 😊 feminist geçinen ama teorisini bilmeyen kişiler tanıdım. sorun genelde bu kısmında. ama feminizmi çocuk gelinleri önlemek; sex işçiliğine zorlanan kadınlara destek olmak ya da yasalarla percinlenen erkek egemenliği ortadan kaldırmak için kullananlarda sıkıntı görmuyorum

          2. Teşekkür ederim:) Evet en başında belirttiğim gibi de feminizm gerçek manasının bilincinde savunulması, bubahsettiğiniz tüm örneklerin önüne geçebilir. Ama maalesef bunu da kendi algıları doğrultusunda değiştirmeyi başardı insanlar. Ne diyrlim daha çok okuyan, düşünen, anlayan nesillere inşallah.

  2. eğitim şart.. ama öğrenilmesi gereken asıl şey duygular konusu sanki.. şu mastürbasyon olayı bildiğim kadarıyla sabit bir pazara sahip 🙂 sadece feministler vibratör kullanmıyor.. bu arada güzel yazı..

    1. Teşekkürler yorumun için. Evet sadece feministler kullanmıyor, ancak bahsetmek istediğim, ”eğer bir görüşü savunuyorsak, onun ne olduğunu gerçekten bilmemiz gerekir. ikincisi ise günümüzde o kadar bu şekilde hareket eden var ki hem bir düşünceyi savunuyor hemde elinde vibratör. Feminizm zaten seks yapmamak değil. Feminizm in cinsel birliktelikle ilgili bir sıkıntısı yok. Sıkıntı feminizm in olggusunu saptıranlar.

      1. şey vibratör bir oyuncak! eğer bir insan feminist ise elinde vibratör olması bence çok absurd ve komik olurdu.. bir kadınla olması dahi iyi bunun yerine.. çünkü feminstin karşı çıktığı erkek kavramıdır.. dolayısıyla erkeğin her manada reddedilmesi gibi bir anksiyete beklerim.. senin dediğin gibi kadın-erkek eşittir düzleminde bakarsam olay daha da renkleniyor.. bir erkeğin yaptıklarından daha fazlasını yapmaya çalışır gibi geliyor.. örneğin duvara işemek.. feminizm cinselliği bu hale getirmiyor bence pornografi ve bireysellik hatta duygularımızı yaşayamamak bunu hortlatıyor.. hele de bir kaç travma ayrılık yaşadıysak değme gitsin..

        1. bundan bahsediyorum işte, komik…Feminizm in hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanların, erkek kavramına tamamen karşı çıkıp her manada reddediyor. Ancak cinselliğimi de yaşarım diyor. Ama diyorum ki zaten feminizm de erkek kavramına çık ve seks yapma diye bir kavram yok. Feminizm demek tamamen cinsiyet gözetmeksizin eşit olmak ve bunu savunmak demek. Feminizm sevişmemek demek değil, ama günümüzde bunu böylle yansıtıyorlar. Bugün bu yazmamın nedeni de sosyal ağlarda bunu sıklıkla görmem ve dün yine bir kadın sanırım 25 yaşlarında ve diyordu ki ”arkadaş olalım, çünkü ben feminstim yani kısaca sevişmiyorum” yazmış .Yaa belki ciddi idi belki değil. Ama ciddi görünen ortamlarda dahi bu şekilde agılandığını düşündüğüm için, bu şekilde haykırdım bende. :))

          1. işte tam bu noktada sana bir şeyin altını çizmek istiyorum.. bu arkadaşın problemi duygusal.. tanımı farklı şekilde yapma sebebi karşılaştığı erkekler.. onun kafasında olan erkek kadını hiçe sayan bir erkek muhtemelen kadınla savaş halinde erkekler tanımış.. yani onun cinsellikte dahil olmak üzere şu ana kadar yaşadığı şeyler feminizm gibi tanımsız.. kendi yorumunu yaşıyor.. aslında karanlık herkes için aynı tanımı taşır.. ama hissettiğimiz duygular farklıdır.. ona yardım etmek istiyorsan onun gibi düşünmeye çalışmalısın.. bazı insanlar zihinden bazıları kalpten bazıları egodan beslenir.. senin karşılaştığın arkadaşın ego problemi yaşıyor gibi.. herkes senin gibi zeki değil :)) veya hepimizin bazı bug lara sahip olduğunu söyleyebiliriz.. güzel haykırmışsın.. sevdim ben :))

          2. Öncelikle herkes kendi seçtiğini yaşar düşüncesiyle ve seçimlerine saygı duyarak yardım etmek istemiyorum. :)) Duygusallık, duygusal problemler, cahillik, bilmediğin bir konu hakkında yürümek yahut yürümeye çalışmak, her şey denebilir… Ama savunduğun görüşü de bir araştırır bir öğrenir bir anlar insan ve de öyle hareket eder. Böyle komik oluyorlar… 🙂

          3. zamanında Hitler araştırma konusuydu.. eq düzeyinde hiç kimse konuyu çözememiş.. günümüzde hala etkisi sürüyor.. bir insanı sabun yapmak sana normal geliyor mu? nasıl tepki veriyorsun bu duruma? ve feminizm bir nevi faşistlik mi? seninle sohbet etmeyi seviyorum biliyorsun 🙂

          4. Biliyorum konuyu ve tabi ki de mormal gelmesi için anormal olmam gerek. Çok normal olmadığım doğrudur ancak anormal değilim çok şükür🙂Bir insanı sabun yapmak çok vahşice ve tabir edemediğim ve tabiri de olmayan bir ruh halini yansıtıyor bence. Çok derin ve uzun bir konu yazarak zor. Yoo, bence feminizm; her ne kadar bir nevi savaş sayarsak bu savaşı kazanmak için sonuca ulaşmak için faşist olarak görünsede, tamamen kominist sistemi yansıtan bir olgu bence.

          5. o zaman seninde ifade ettiğin gibi tüm izm ler fark ettiğim kadarıyla fanatik olunamayacak kadar esner ama zamanla esniyor sanırım ve herkes bu tanımları kendi duygularıyla yaşıyor.. konu ideal olmaksa herkes birer fanatiğe dönüşüyor.. erkek ve kadın eşit olsalar eş olmazlardı bence.. ilişkilerde sürekli denge arıyoruz ama bu pek mümkün değil.. aklıma hep şu geliyor.. kişi kendi gelişimini tamamlayana kadar bazen faşist bazen cinsiyetçi bazen diktatör oluyor.. bu yüzden karşımızdakini olduğu gibi kabul etmeliyiz.. ve sevgi bilincii geliştirmeliyiz.. dengelenme.. en zoru duygusal alandadır.. ve bu tip arkadaşlar karşına çok çıkıyorsa bence onlara yardım et 🙂 duygularını tarif et onlara ve etrafın şenlensin.. ne dersin?

          6. Bu tür arkadaşlarım yok ancak tanıdığım bir kaç kadın var, tanıdık. Hasbel kader bir ortamda karşılaşıp sohbetin buralara gelip gördüklerm, feminizmi yalnış bilmeleri. Erkek kadın eşitliği ise ayrı bir konu. Onu da tamamlarsam yayınlayacağım. Erkek kadın eşitliğine katılmıyorum ve kesnlikle böyle bir eşitliğin olmadığını da savunuyorum. Ve aslında zaten eşit olmamaları gerektiğini de savunuyorum. Bu erkek egemenliğinin en tepede baskıcı olarak uygulanmadını kabul etmem demek değil elbet. Bence kişi kendi gelişimini tamamlayana kadar herşey olabilir, amma velakin tamamlama sürecinde ki bilgi, birikim ve tecrübe çok önemlidir. Cinsiyetçiliğe bende karşıyım ama kadın ve erkek eşit olamaz. Ve aslımda bu çok da kötü bir şey değil. Ama günümüz toplumumuzda herşeyin abartılması bir numara olduğundan, bu da bir kaos sürecinde işte.

          7. cinsiyetsiz diye bir konu var.. çok severim.. zamanında bunun üzerine mesai harcamıştım.. bence sende çok seversin.. cinsiyetsiz penceresi herkesin öğrenmesi gereken bir mevhum ama şu an toplumun vaktini çalan bir dünya saçma şey olduğundan belki bir yüzyıl sonra bu düzende bir toplum görme ihtimali var.. çok fantastik diğmi 🙂 ütopik.. bir nedenden ötürü bugün bunu seslendirmek istemişsin.. yazma şeklin hoşuma gitti.. biraz fazla konuştuysam özür.. ama iyi geldi 🙂 kalemine sağlık..

          8. Ne demek o rica ederim, sen değerli zamanın ayırıp sohbetime katıldığın için ben teşekkür ederim🙂Seninle sohbet etmek bana da iyi geliyor. Tamam bu ” cinsiyetsiz ” bemde kurcalayacağım. Ama sana bu “cinsiyetsizlik” üzerine bir yorum yapayım. Kadını ve erkeği bir puzzle ın parçaları gibi düşünürsek; iki parçayı birbiri ile eşleştirdinde birleştiğinde yahut, birleşerek bütün olurlar, bütünleşirler. İşte o zaman o tek parçaya “cinsiyetsiz” diyebilirim ben😊 Bu nedenle de kadın erkek eşit olmasın zaten, bir puzzle ın parçaları gibi olsunlar.

          9. adam kelimesi kadın erkek farketmeksizin bireyi tanımlar.. cinsiyetsiz kelimesi dünya vatandaşı olmak gibi sanırım ya da doğru ahlak bilgisi denebilir.. ama tek vücut olmak aşk gibi geliyor bana.. cinsellik derim hep.. eşit olmak ütopik değil mi sence de? bir önemi var mı?

          10. Evet, adam kelimesi sözlük olarak insanı, kişiyi ifade eder. Tek vucut olmak evet cinselliği, birlikte bütünleşmeyi ifade eder. Ama bir kadın ve bir erkek sadece cinsel olarak mı bir bütün olur? Puzzel parçalarını yine birleştirdiğimde, ruh birleşmesi ve bütünlüğü, tekliği;
            Akıl ve mantık birleşmesi, bütünlüğü ve birbirini tamamlaması,
            Bence, bir kadın ve bir erkek, akli, fiziki ve ruhi olarak bütünleşebilecrği için eşit olmasınlar zaten. Eşit parçalar birbirlerini tamamlayamazşar. “Tek vücut olmak” sadece cinsellikle mi oluşur? Bunu manevi yönü, zihinsel yönü, akli yönü olmaz mı?

          11. İşte onu diyorum.. Ahlaki olarak cinsiyetsiz olmalıyız.. Bu ruhun ortaya çıkmasını ve duyguları ifade edebilmeyi sağlıyor.. Cinsellik puzzle olmak senin tarifin gibi yani enerjiyi birleştirmek.. Aslında seçtiğin kelimelerin hep farklı anlamları var.. Zihin kayıt cihazıdır esasen.. Akıl işlem yapma gücü ileri düşünce duyguların yönetimi.. Maneviyat ruhsal güç.. Kadın dişil enerji diye düşünülür ama erkek dişil enerjiyi daha fazla taşıyor olabilir ya da tam tersi.. Kısacası dengede olmaktır asıl aradığımız.. Eş olmak.. Bu dünya da Tanrının anlatmak istediğini eşcinsellerin varlığı gösterebilir mesela bize.. Onlar cinsiyetsiz yaklaşımı otomatik yaşarlar.. Sevgi bilincini.. Dolayısıyla olay aslında daha karmaşık.. Bir itirafta bulunmak istiyorum.. Seni okuduğumda genel olarak eril enerjini yoğun hissediyorum.. Bu temelde yaşadıklarınla ilgili olmalı zor sorumluluklardan ya da ebeveyninden geliyor olabilir.. Biraz tarif edebildim mi?

          12. Ahlaki boyutundan bahsedersek o tamamen farklı ve elbetteki katılıyorum. Bende senelerdir bu konuda hep tartışırım. Ahlak bambaşka çok derin bir olgu. Ahlaki olarak cinsiyetsiz olabilmeyi bizler gibi görebilseydi yada yaşayabilseydi insanlar, şu an talanan tüm olumsuz ve çirkin olaylar olmazdı. Ben hep ahlaki çöküşün sonu derim günümüzün tüm çirkinlikleri için.
            Ve aynen bu işte dediğin gibi, asıl sorun dengede olmak.
            Bana gelince:) Hayır tamamen dişil enerjiye sahibim🙂 Gayet salon kadını tarzında yetiştirildim ve kadın gibi kadın olmak kavramını iyi taşırım. Eril enerjimde buna doğru orantılı olarak aynı seviyede olmasa da var. Evet, yaşadıklarımla ilgili ve hayatımı idame ettirebilmem için gerektiğinde kullandığım enerjim bu. Yerinde kadın gibi kadın, yerinde adam gibi kadın. Herşey yerinde ve zamanında ama🙂

          13. Ojesiz gezmez, ama araba lastiğini kendim değiştirir, elektrik düğlerimi kendim tamir edebilirim🙂

          14. Wuhuu dans mı etsek? 🙂 O zaman aynı fikirdeyiz.. Kelimelerin bir sürü kombinasyonu oluyor.. Tanımlar hep mantık arayışı ama özümüze herşey net.. Yazında en çok katıldığım şey vahşi olan kısımdı.. 🙂

          15. Evet perspektif farklı olabiliyor, kelimeler ve fikirler aynı olsada🙂

          16. Tamam, Teşekkür ederim🙂 O kadar çok şey varki aslında ama hep yarım ve ellerim düşüncelerimin hızına yetişemediğimde de sıkılıp yarım bırakıyorum🙂

          17. Not alır sonra birleştirirsin 🙂 bazen sıkıntıdan yazıyorsundur..

          18. Öyle yapıyorum zaten bende ama tembelim biraz işte🙂

          19. Bak, şi di bir haber manşeti okudum. Şöyle diyor; Vegan bir grup, İstanbul da ki meşhur et restoranı Nusr-et önünde protesto yaptı” . Dotoğrafı sa hiç görme. Gel de şimdi yazma🙂 Tamam et sevmeyebilirsin, yemeyebilirisim de canım yurdum imsanı sanane..!!! Sanane insanların seçimlerimden. Al işte feminizm yazımın bir başka versiyonu bu da🙂

          20. Ahah hayat bugün sana özgürlüğün savunucusu olduğunu hatırlatıyor olabilir mi? 🙂 ama herkes özgür olamıyor gibi..

          21. Bilmiyorum olabilir belki de. Ya akıllı mamtıklı insanlığa dair getirisi olan her şeyin protestosuna varım. Ama bu ne? Altı insan beyaz gönlek giymiş her birinde bir harf “vahşet” yazmışlar. Şu protestoyu kadına, çoluğa çocuğa, köpeye, tavşana tecavüz edenlere yapmadılar be. Valla traji komik yani. Şaka olmasını dilerdim ama değil. Al işte bu da bence, vegan”lık adı altında şov, gösteri başka bir şey değil. Boş, bomboş…
            özgürlüğe gelince, tamam hetkes özgür olamıyor ama düşünemiyorda mı? Biraz akıl melekesi, biraz akıl olsa bari, özgürlüğü geçtim..

          22. Akıl herşeyi ifade etmeni tarif etmeni anlam kazandırmanı sağlıyor fikrimce yani.. Sınırları yok gibi geliyor bana aklın.. Bu yüzden özgürlük fikri daha baskın.. Herkes bir taraf olmuş birşeyi savunuyor işte.. Onları kendi dünyalarına bırakıp.. Kendi dünyamızı şekillendirsek olur gibi.. Bu arada akıl çağı bitti sanırım.. 🙂 Sevgi çağındayız barış zamanı.. Hayvanları çok seviyorum.. Arada bende Nusret olayını kötü buluyorum.. Ama et te tüketiyorum.. Dolayısıyla saygı düzleminde yaklaştım şimdi.. Yine de senin gibi protesto etmezdim..

          23. Herkes istediği herşeyi savunmakta özgür elbet. Ama ben et yemek gerekliliğini savunmuyorum, peotein bakımından kesinlikle ihtiyacımız olduğunu bilmeme yahut kabul etmeme rağmen. Çünkü bu bir şeçim. Yersin ya da yemezsin. Hayır insanlar neden hep güzel ve mutlu eden şeylere karşı bir savunma oluşturuyor yada pretesto ediyor onu kabul edemiyorum. Yemeğe, içki içmeğe, sevişmeye, öpüşmeye, arkadaşlığa, özgür düşünmeye, haklarını aramaya… Hep bir yerli yersiz bana göre de saçma sapan bir baş kaldırı. Neyse.. 🙂
            Sevgi çağında? Ben katılmıyorum. Sevgi çağında olsaydık keske tabii ki. Ama bence tam tersi. Sevgi olsaydı, insanlar bu kadar çığrından çık ış olamazlardı. Sevgi yapıcıdır yılıco çok elzem zamanlarda kendini gösterir. Muaret olayını elbette bende kötü buluyor, hiç haz etmiyor hatta çok mamasız buluyorum. Ama o da yine arz talep meselesi hesabı, insanlar beğendikçe öne çıkıp, prim yaptı. Bende saygı düzleminde yaklaşıylrum ama diyorum ki “et”ben yerim sen yemezsin, ben severim sen sevmezsin. Ancak vahşet olarak adlandırılması çok anlamsız ve saçma. Onun mamtığını da konuşacak olursak sayfalar yetmez yazmaya:) Kısacası; ben onun yememesine saygı gösteriyorsam, o da benim et yememe saygı göaterecek ve bunu vahşet olarak adlandırmayacak. Bende hayvanları seviyoeum. Köpek baktım, kedim 16 sene benimleysi geçensene artık yaş gereği öldü, balık, kuş ebde ne kadar hayvan varsa bakılabilevek baktım ama bu boyut hayvan sevgisi boyutuna denk değil.

          24. Çağın bir başlangıcı bir de sonu var biliyorsun.. Yeni başladı henüz.. Artık akıl pek yok farkındasındır.. Senin tanımına göre sen protesto etmiyorsan o da protesto hakkına sahip oluyor sanki.. Ama ben şey demeye çalıştım.. Bilinç iki taraflı çalışıyor.. Çok boyutlu eğer her iki kutupta bilgin ve deneyimin varsa saygı duyabilirsin.. İçselleştirmek ve anlamaktır saygı duymak.. Akıl her zaman manipule edip kişiselleştirir.. Kendi çıkarımıza kendi duygularımıza göre yaşarız hayatı bizde.. Ama sevgi çağında bunu yapamıyorsun.. Taraf tutuyorsun sevdiklerinin yanında olmaya çabalıyorsun.. Duygusal zorluklar psikolojik problemlerle uğraşıyorsun.. Az önceki yorumda tek amacım yapıcı olmaktı mesala.. Kabullenmek bütün dünyaya baş kaldırmaktır bu kurguya göre.. 🙂

  3. Burası, çok derin ve keyifli bir şenlik ateşi olmuş, bilirsiniz bu ateşler hep derin çukurlarda göğe kadar alevlenir… Her ikinizin de yüreğine kalemine sağlıklar olsun.

    1. Çok teşekkür ederim🙂Ne güzel ifade etmişsiniz, ateşler hep derin çukurlarda alevlenir..

  4. Cinsel ihtiyaçların giderilmesi noktasında, cinsiyetlerin, birbirini salt “eşitsizlik protestosu” başlığıyla özetleyebileceğimiz, alet edevat kullanımına yönelten psikolojik faktörün analizinden önce bu protestoya alet edilen fikriyatın (feminizm) analizinin yapılmasını daha evla görüyorum.

    Modern kapitalize toplumun güdümünü icra etmekle yükümlü modern ulus devletlerin yaptıkları maliyet hesaplarının kaba sonuçlarından birinin temsili olan feminizmin, sırtını sola dayayıp kadın duyarı kasması ve kadınların yönetimdeki paylarını istatistikî veriler üzerinden sonuçlandırması, gerçeği ne kadar yansıtıyor? Patriyarkal yapı devamlı eleştirilegelse de, neredeyse ilk çağlardan beri özü itibariyle matriyarkal bir yapının esiri olduğumuzu söylesem eminim birçok itiraz yükselecektir. Ben savunduğum görüşe dair argümanlarımı şimdilik cebimde tutayım, zira bu argümanların yeri bu yazının başlattığı tartışmanın parçası değil.

    Seksi oyuncaklara indirgemek oldukça yaratıcı bir tavır olmamakla birlikte (ki tarihte kadınlar için abanoz vibratörler, erkekler için bağırsak prezervatifler kullanıldığını biliyoruz) hızlı yaşanan bir dünyada geç boşalmanın dahi zaman kaybı olarak algılanması, sadece kapitalist “kaput” toplumların hastalığı. Bu noktada vibrasyon sağlayan herhangi bir oyuncağın klitorise baskı sağlaması esnasında biraz da hayal gücü, bu zaman kaybını ortadan kaldıracağı için “ekonomik!” olarak bile değerlendirilebilir. Ha bunun ifşa olması halinde de mutlaka bir teorizayona ihtiyaç duyulur, çünkü, halihazırdaki ahlaki iki yüzlülük, doğru tanıyı koymayı engeller. Bakmayın; erkeklerin de en sevdikleri kız arkadaşları ya sağ ya da sol elleridir ve onların da bakışı farklı değil “Bütün kadınlar aynı!” Eh! Bu aynılık noktasında kadın da erkek de haksız sayılmaz ama el de aynı vibratör de aynı iken “aynılık”tan şikayet etmenin esprisi olmadığına göre… Velhasıl, yazıya katıldığımı, bazen zaman kaybetmek iyidir. hem zahmetli hem de iyidir; cümlesiyle belirtip ayak altından çekileyim.

    1. Bu değerli yorumlarınız için teşekkür ederim.
      Benimde aslımda bahsettiğim buydu, ancak kısmende olsa yanlış anlaşılmış sanırım. Bahsetğim feminizmin analizinin yapılması ile ilişkili. Feminizm adı altında, bir çok kadının bunu erkek düşmanlığı olarak görüp cinsel birleşmeye bile karşı çıkması. Feminizm cinsel birliktelik kurmayacaksın, vibratörde kullanmayacaksın demiyor zaten. Bahsettiğim olgunun anlamından saptırılmış olup, bunun bu şekilde ifşa edilmesi. Aslında konu buydu. Yoksa kadınların vibratör kullanmaları değildi. Sanırım perspektif farklılığı.
      Feminizm, yazımın başında belirttiğim gibi sadece kadınları değil erkekleri de ilgilendiriyor.
      Erkeklerinde bakışı evet farklı değil, ancak böyle bir olgu savunması yapmıyorlar, en azından ben hiç rstlamadım. Aa evet ata erkil toplum kültürünün yansıması bu erkekler için ama yine de bir olguyu cinselliğe taşımıyorlar. Kısaca demem o ki, seks yaparakta feminizm savunulabilir ve feminizm demek seks yapmayacaksın demek değil. Seks yapmıyırum deyip vibratörle gezinmemin anlamsız ve savunduğun şeyin tezatını yapmanın anlamsız olduğu idi.

  5. Cinsiyetçilik üzerinden inşa edilen teoriler de, bunun tepkisel karşılıkları da çok tehlikeli. Maskülen hareketler, bolca fonlanan kadın hareketlerinin “tatavalarına” karşı gardını almış durumda ve bu sapkın (sapık değil, yanlış yorumlanmasın) tepkisellikler çirkinleşmeye başladı; ki hani bir oyunu çok uzun süre oynamaktan doğru çamura yatma hali vardır ya, her iki tarafın da radikalleri da şu anda bu durumda.

    1. İşte zaten tüm bu olguların varoluşu da, bu cinsiyetçilik üzerinden inşa edilen teorilerin ve bunu hayata uygulamaktan kaynaklanıyor bu bemce tabii. Bu sadece Türkiye de değil diğer Avrupa ülkelerinde de böyle. Ancak Avrupa ülkeleri günümüzde bu konuları daha çpk aşmış durumda. Belirli bölgeler haricinde bu cinsiyetçilik ayrımı yapılmıyor. Evet benzetmeniz çok iyi, aynen çamura yatma hali şu anki. Karşılıklı olarak yapılan aşırı tepkisel hareketler de erkek de ki kadın olgusunu daha da aşağı çekerken, kadın da erkek olgusuna karşı aşırı bir tepki ile baş kaldırıyı körüklüyor. Toplumların bu konu da ki eğitim, anlayış ve ezelden beri süre gelen değerlerinin de bunda büyük bir etkisi var ki bu da ayrı bir muamma bence.

      1. Çok da ezelden değil aslında. Bu meselenin ortaya çıkışını Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali’nin hemen öncesindeki teorisyenlerden okumak mümkün. Yani topluluktan topluma dönüştüğümüz zaman dilimi içerisinde… Yoksa binlerce yıl hep birlikte eğlendik panayırlarda, düğünlerde, festivallerde, birlikte ürettik tarlada ya da atölyelerde. Kozmetik ve moda ciddi bir mihenk taşıdır bu fikirlerin gelişiminde.

        1. Biz büyüdükte kirlendik dünya der gibi. Binlerce yıl öncesi panayırlarını tercih ederdim🙂 Ön yargının, erkek/kadın kavramının en alt seviyeye düştüğünün moda olduğu hayatlar yaşarken gününüzde, ön yargısına ket vurup anlamaya çalışmadıpımız için belkide tüm meseler.

          1. Ortak kültürümüzü, eskilerimizi bilirsin. Erkek egemendir ama kadına değil ailesine egemendir. Kadınların alanlarına karışmazlar, kadınlar da erkeklere karışmaz. Ayrıca üst egemenlik ailenin en yaşlı erkeği ve kadınındadır. Hayatı ortaklaşa, doğal iş bölümü ve dayanışma içinde geçirirlerdi. Bu eşsiz danstan geriye ne kaldı. Şimdi birbirimizin ayağına basmadan dans edemiyoruz.

          2. Aynen böyleydi ve maalesef şimdi de böyle. Dünya da ki herşey bir dönüşüm ve değişim içerisinde. Zaman zaman bu değişimler elbette ki olumlu ve de güzel. Ancak yine de birbirimiz ayağına basmadan dans edelmeliydik.

sinchao için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.