Ne öğrendik AŞK’tan…

Ne çok şey öğrendik şu AŞK’la,

Mutluluktan uçmayı, görürken kör olmayı,

Kahkahalarla gökyüzüne resimler çizip,

gönlümüzde uçurtmalar uçurmayı,

Bulutların üzerinde dans edip, ayın eteklerinde aşk yapmayı,

Sarmayı, sarılmayı, tek beden tek ruh olmayı,

Sonra gündüzden kaçıp, gecede saklanmayı,

geceler boyu acıdan kıvranmayı,

Yıldızlarla konuşup, bulutlarla ağlamayı

Hayallerini bir bir ayın eteklerine,

acılarını can damarlarına asmayı,

Gecenin ayazında yanarken, çöl sıcağında donmayı,

Aklınla konuşurken, kalbini azarlamayı,

Sevdanın zekatını göz yaşlarınla bağışlamayı,

Mutluluğunun nasıl kursağında bırakılacağını,

Ve

Sonra

Düşlerini, bir bir annenden kalma eski sandığa yerleştirip

bir iki damla gözyaşıyla kaldırarak

iki kişilik öyküyü, artık tek kişilik yazmayı,

Sonra da

Anlarsın ki

gönlünün pınarları kuruyor, yaseminlerin soluyor,

yıldızlar sönüyor, ay saklanıyor, güneş bir daha hiç doğmuyor…

A.Tamakan

“Ne öğrendik AŞK’tan…” üzerine 9 yorum

    1. Teşekkür ederim. Evet hep tek kişiliktir aslında, biz ısrarla birilerini, bir şeyleri dahil etmek isteriz hep. Aslında Aşk ta tek kişiliktir. Herkes Aşk anımda ke di mutluluğunun peşindedir aslında

      1. Çok doğru, öte yandan Ataol Behramoğlu’nun aşk iki kişiliktir adlı bir şiiri vardır, ona bayılırım.

        1. Bende çok severim:)
          Yazabileceğin şiirler
          Çoktan yazılıp bitmiştir…

  1. A en sevdiğim konu 😈 aşk.. Kimyasal etkilerini saymazsak, geriye kalanıyla küçük bir şatonun ince mimarisi ve kalın duvarlarının arasında yaşanan tehlikeli oyunlar diyebiliriz.. Hep çoğalmak çoğaltmak çağrışımı gelir aklıma.. Neredeyse herkes vardır içinde.. İmam dahil.. Neler yaşanır neler.. Tek kalana kadar kaç kişi olduklarını anlamazsın..

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.