Yıllar Sonra…

Hayat gerçekten ilginç… Nereden ne geleceği belli olmadığını düşünsekte, şu anda bir kez daha kabul ediyorum ki çoğu zaman tamamen ne istediğinizle ve enerjinizle ilgili.

Yıllar sonra, yıllar önce yazdığın yazıyı ve arkadaşlarını tekrar bulmak, onbeş-onyedi yaşlarına geri dönebilmek ve kaldığın yerden devam edebilmek…Tekrardan hayatıma hoşgeldiniz…

Bundan sonra daha çok şey yazacak güzel günler paylaşmak dileğiyle…

Filiz’im bunca sene kıymet verip sakladığın için de çok teşekkür ederim:)

YILLAR SONRA

17 Kasim 2007 saat tam 13:55 Taksim meydanında derin bir “ohh” çekiyorum. Bir hafta öncesinin yaratmış olduğu heyecanla bir dakika bile geç kalmak istemiyorum…

IST CAFÉ ‘ nin önündeyim, içeri giriyorum ve “ Ben…..” demem ile birlikte , “Facebook buluşması değil mi?” diye karşılyan hoş, güler yüzlü bir bayan beni direk arkadaşlarımın yanına doğru götürüyor…

Oradalar….

Bize ayırtılmış masaya ilerlerken ilk karşılaşmam Nilüfer ve Neslihan ile oluyor. On üç yıl aradan sonra biraz şaşkın sanki daha dün birlikteymişcesine sohbete başlıyoruz…

Felsefe öğretmenimiz NİLÜFER ciğim; lise de ki öğrenciliğinden bahsederken belki de hala “ben nasıl öğretmen oldum” diyerek başlıyor öğrencilerini anlatmaya….

Anne demeye bin şahit ister ki hala cici mi cici güler yüzlü NESLİHAN cığım “biz neredeyse birlikte büyüdük” diyerek o da başlıyor Mesut la evlendiğinden, güzel mi güzel kızından,işten,güçten ve neler yaptığından anlatmaya…

Sohbet hararetlenmeye başlamış ki saatin ilerlediğini ve herkesin geç kaldığını farketmiyoruz bile…. diye düşünürken gittikçe yakınlaşmaya başlayan tanıdık sesler duyuyoruz. Elif, Filiz ve Gülcan da nihayet geldiler diyoruz…

Sessiz,sakin,cici mi cici, daha ne kadar iyi niyetli olunabilirki dediğiniz, konuşurken gözlerinin içi gülen kim diye sorulduğunda , çok fazla düşünmeye gerek kalmadan eminm ki hepimizin söyleyeceği isim ELİFim olacaktır. Yaşadığı sıkıntılara rağmen hala gözlerinin içi pırıl pırıl, karşındakine o güzel enerjisini, iyi niyetini dolu dolu hissettiren güzel arkadaşım da,sevgisini ve iyi niyetini esirgemeden sohbetimize katılıyor.

FILIZ ciğim; hala aynı… Zayıf, güzel, alımlı, sakin ama konuşmaya başladığında herkesi susturmayı başarabilen, edasıyla o da pek değişmemiş haliyle sohbetimize katılıyor.

Cıvıl cıvıl , deli dolu ama bir o kadar da duygusal, mezuniyetten beri görmediğim ancak üç yıl önce bir araya geldiğimiz GÜLCAN la birlikte koyu sohbetimiz devam ediyor…

Ohhh kız kıza muhabette bir başka oluyor bee..

Birbirimizi yeniden tanıma konuşmaları ile saatin nasıl geçtiğini farketmeden işte ilk erkeklerimiz göründü.

Saçları beyazlatmış ama yakışlılığından hiçbir şey kaybetmmiş, gözlerinin içi gülüyor NEDIMimin…

Onu son 10 günde diğerlerinize nazaran, on üç yıl sonraki yeni haliyle mi demeliyim bilmiyorum ama daha çabuk tanıdım, bu internet,msn ne güzel yaa….

Her ne kadar yüz kilo oldum dese de o da hiç değişmemiş, hala aynı, hala fırlama, hala lafını esirgemiyor,hala yakışıklı. Nasıl mafya olduğunu anlatmaya başlıyor

CENK ciğim…. Hiç düşünmüyor ama poz poz çektiriyor resimleri,pek bir samimi pozlar canım…Ama bunun birde facebook ta görülmesi var beee,tühh

O da kim ? Bir anda bir yıldız giriyor içeri… Sizi bir yerden tanıyormuyuz? Evet evet kesin tanıyoruz,. Hala enerji dolu, pozitif, anne olmuş ama hala fırlama mı fırlama , heyecanından hiç bir şey kaybetmemiş GÜLAY cığımı tanımamak mümkün mü? Daha oturmadan başlıyor bir hararetle konuşmaya….Ev di, iş ti, eşiydi,coluktu çocuktu, tiyatroydu derken “en meşhur, meşhur ben olacağım” diyor…

Kızlar çoğunlukta,erkekler eşlerinden izin koparamadılar mı acaba derken karşımızda üç tane canavar görüyoruz. Evet evet evlilik erkeklere yaramış, önce göbeklerini sonra kendilerini görüyoruz.

Geleceğin büyük iş adamlarından,nasılda işine heveslenmiş, çantasını bırakmamış elinden ama tüm sevgisini gözlerinde ki gülümsemeyle bizlere vererek kucaklıyor bizi

SERKAN cığım…Başlıyor okulda ki o güzel anılarını,çapkınlıklarını anlatmaya…

Her ne kadar değişti deselerde; sessiz, sakin, ağır abimiz ORHAN aynı ORHAN. Saçlar biraz uzamış, biraz da göbek yapmış o kadar. Ama yakışmış be ORHAN ım. O da başlıyor okulu kırıp evde toplanıp nasıl içip içip sızdıklarını anlatmaya….

Okul da kim var kim yok, hangi hoca nerede, kim kiminle, kim öldü kim kaldı KENAN dan al haberleri. Bir öğretmeni hatırlayamadınız mı, düşünmekten deli mi oldunuz, aaa hiç stress yapmayıın, bir telefonla KENAN dan alın hocaların fotoğraflarını. KENAN cığım ne iyi ettin de geldin. KENAN, da hiç yaşlanmamış ama sanki böyle biraz daha durgunlaşmış mı ne? Eee çoluk çocuğa karışınca büyüyor insan galiba….

Hmmm bu kadarcıkmıyız derken; ceylan gözlü, hala sessiz mi sessiz AHU cuğumuz da hemen bize katılıyor. Nasıl mülayim,nasıl tatlı, o da biraz şaşkınlık içerisinde keyifle bizi dinlerken o güzel tebessümleriyle bize katılıyor…

Ohh ohh dökülmeye başladılar diyoruz ve hemen kara kız BERNA cığımızda masamıza oturuveriyor…Başlıyor “siz bizi sarhoş etmeye çalıştınız ama kendiniz bayıldınız bee” diyerek hararetli hararetli Serkan la atışmaya…Hiç söylenme Berna sende kopya vermezdin valla, nasıl kapanmaktı o kağıda bee…

Hocalardı, derslerdi,kopyalardı,okul kırmalardı derken sohbetimiz aldı başını gidiyor. Sanırım IST CAFÉ ye birlikte tekrar gitmek bir daha mümkün görünmüyor gibi. Aman Allah ım o nasıl bir ses, o nasıl bir gürültüdür ki insanlar yoruluyor ama bizde nerdeeee, birer birer kaçırıyoruz gelenleri..Maksimum dayanma süreleri beş dakikaya düştü…Ara ara duyulan müzik bile durduramıyor bizi…

Gözlerim onu arıyor, gelmeyecek mi acaba derken bizim yorgun savaşçı da katılıyor aramıza…Dedim ya evlilik yaramış erkeklere bir göbek bir göbek hepsinde..Ama hepsi hala yakışıklı beeee…

”Çocuk mu?,” denildiğinde hepimiz hep bir ağızdan ne demeyi öğrendik bugün “SERKAN ERASLAN….. Cocuk değil o canavar” diyor Nedim SERKAN cığıma…SERKAN ERASLAN mı ? Minik oğlunun onu BİRAZ (biraz mııııııı?) yorması dışında o da hiç değişmemiş….Keşke Serkan da aramızda olsa da konuşsa derken, üzerindeki o yorgunluğu atarak başlıyor anılarını anlatmaya…

Ben acıktım, bir şey yiyen varmı? Ben acıktım yaaa…Arkadaşlar kimse bir şey yemiyor mu? “E be güzelim , e Neslihan’ım baksana herkes hararetle nasıl da sohbet ediyor. Söyle güzelim sen , başla hemen yemeğe, ben eşlik ederim sana..

Aman bir sessizlik oldu ki inanılır gibi değil. Sohbet bitti mi yoksa? Yok yok hemen “hayııııır” demeyin tamam….Aslında şöyle bir baktığınızda nasıl da belli oluyor karınlarımızın doyduğu…Herkes şöyle bir geriye yaslanıyor….Karınlar doymuş,göbekler şişmiş, enerji gerisin geriye gelmiş….

Ohh çaylar da geldi sohbete devam….Herkes bir hararetle birbirleriyle keyifle sohbet içinde….

Sohbet öyle güzel ki insanın içinden hiç yeniden veda edip ayrılması gelmiyor…Sanki ertesi gün okulda birbirimiz tekrar görecek gibiyiz…

Ama gitme vakti geldi. Bir daha ki görüşme için sözleşmeye çalışıyoruz, ama belli ki arayı soğutmamak gerekiyor…Cumhuriyet Meyhanesi diyoruz ve güzel fotoğraflarımızı da çektirdikten sonra birer bire ayrılıyoruz…

A. Tamakan

Kasım 2007

“Yıllar Sonra…” üzerine 2 yorum

aylintamakan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.