MAVİ AĞAÇ…

Ağacın dalına oturmuş

ayaklarını sallaya sallaya yıldızları sayıyorlardı,

her on dakika da bir yeni baştan.

Bir türlü sayıyı tutturamıyorlardı.

Kıvırcık saçlı olan “masallara inanıyor musun? ” dedi

Zaten hep böyle araya girer konuyu da dağıtırdı.

“Yıldızlar kadar değil ama bir tane masal biliyorum”.

“Anlatsana”

“Bir varmış bir yokmuş, Yaseminler diyarında kendi sessizliğinde bir tane kurşun asker varmış. Bu kurşun askerin canı çok sıkılırmış ve dağlara çıkıp yasminlerin arasında tek kalmış olan mavi yapraklı ağacın gövdesine uzanırmış. Ellerini de hep başının altına koyarmış. Uzak diyarlarda ki dağları düşünmeye başlarmış. Orada ki dağlar da bu kadar şanslı mı? Onlarında mavi yapraklı ağaçları var mı? Zaten hep düşünürmüş bazende hiç. O bunları düşünürken uzak diyarların birinde küçük balerin bir kız da kırmızı renkli papatyaların arasında dans eder dururmuş. Bir gün birden çok güçlü masmavi bir rüzgar çıkmış. Balerin bir oraya bir buraya savrulurken rüzgara “lütfen daha da savurma beni ” diye sızlanmış. Rüzgarda olur ama bir şartla, kokunu bana verirsen seni bırakırım. Balerin önce şaşırmış, endişelenmiş. Ancak daha sonra papatyalarına bakıp, tamam al kokumu diye rüzgara kokusunu vermiş, rüzgarda balerin kızı bırakmış. Rüzgar yavaş yavaş uzaklaşarak mağrur mağrur esmeye devam etmiş. Dağları, tepeleri, ovaları aşmış kurşun askerin yanına varmış. Rüzgarın kokusu kendinden önce varmış. Kurşun asker nerden buldun kokumu demiş. Rüzgar da istersen sana verebilirim ama bir şartla. Kurşun asker benliğini saran bu koku için daha dinlemeden kabul etmiş. Bacağının tekini bana verirsen kokumu bu ağaca bırakırım ve kokum sende kalır. Kurşun asker bir an düşünmüş ancak biliyormuş ki tek bacaklı kalması, bu kokuya olan özleminden daha fazla yakamazmış içini. Rüzgar kokusunu salıp oradan da hemen uzaklaşmış. Başka diyarlarda başka kokular, başka başka şeyler almaya. Kurşun asker bir bacağına bir ağaca bakmış. Gönlünü dolduran mavi yapraklı ağacı şimdi de misler gibi aşk kokarmış. Her gün bu ağacın gölgesine gelir sevdiğine sarılırmış.”

“Peki senin ağacın var mı?” dedi kıvırcık saçlı.

“Evet, ama benim ağacım da yıldızlar var. Yaprakları da gözlerinin rengi gibi gece gece kokar”..

A. Tamakan

“MAVİ AĞAÇ…” üzerine 5 yorum

  1. Merhabalar,

    Hikâye Dergisi, mütevazi ve amatör bir edebiyat dergisi. Amacımız güzellikleri paylaşmak ve çoğaltmak; acıları da birlikte dertlenerek, çileli sabırlara hep beraber omuz vermeye çalışmak.

    Hikâye Dergisi; hikâye, şiir, deneme, fotoğraf ve resim sevdalısı beş amatör yazar/sanatçı tarafından kuruldu.

    Büyük bir iddiası yok aslında Hikâye Dergisi’nin.

    Amatör…

    Acı tatlı hatıraları alın teriyle sırtlanan küçük hikâyeler, umutları hayallerden gerçeğe taşımayı karınca misal dert edinmiş titiz şiirler, geçmişin izlerini pusula bilip geleceğin bahar neşveli doğru yolunu bulmaya çalışan akıl dolu sorgulayıcı denemeler, anlık bir sahnede yalnız yılların sahiciliğini özetlemeye niyetli utangaç fotoğraflar ve aslında gerçeğin ta kendisi olan el emeği göz nuru resimler ile dupduru gerçeği bulacağını ümit ettiğimiz aydınlık geleceğe yardımcı olmak için kaleme alınan basit notlar ve tutanaklar tutmak sadece amacı.

    Belki de gelecekteki büyük edebiyatçıların basit ve amatör birer öncüsü.

    Çünkü biz biliyoruz ki 13. ve 14. yüzyıllarda Hoca Dehhâni ve Kadı Burhannettin misal sonraki nesle göre bir adım geride duran Türk Divan şairleri olmasa idi 15. yüzyıl muhteşemliğini Fuzuli ve Baki şahlandıramazdı.

    Tanzimat ve erken dönem romancıları şimdilerde basit diyebileceğimiz romanlarını yazmasalardı bir yüz yıl sonra Nobel kazanan romancı ve diğer yazarlar sahne alamayacaktı. Orhan Pamuk, Elif Şafak, Kemal Tahir ve diğerleri hangi basamakları değerlendirip zirveye tırmanacaktı.

    Ya da hikâyenin üstadı Mustafa Kutlu bu durulukta ve muhteşemlikte hikâyeleri Anadolu’nun bağrından nasıl sunacaktı biz okurlarına.

    Entellektüel doğulur mu olunur mu? Ya da bir yazar/sanatçı?

    Bize kalırsa emek en değerlisi. Masa başında kalemle birlikte dirsek çürütmek ve zamanı kelimelerin zengin deryasındaki hazineleri keşfetmeye adamak doğru olanı.

    E o zaman ne duruyorsunuz?

    Alın kalemi elinize ve başlayın kelimelerin hazinelerini avlamaya.

    Çalışmalarınızın her biri bizler için çok değerli. Hikaye Dergisi editörleri olarak her bir çalışmanızı okuyacağız ve eleştirilerimizi, yorumlarımızı, düşüncelerimizi titizlikle sizlere ileteceğiz.

    Ve söz veriyoruz, hiçbir çalışmanızı sansürlemeyeceğiz, beğenelim beğenmeyelim hepsini yayınlayacağız. Kriterlerimiz evrensel insan hakları ve edebiyatın edebi olacak sadece.

    Çalışmalarınızı (Hikâye, şiir, deneme, roman, fotoğraf, resim…) bize e-mail (editor@hikayedergisi.com) ile kolayca ulaştırabilirsiniz.

    Teşekkürler

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.