MÜREKKEP KOKUSU…

Bir gün hasta olucam

Ay’ı misafir edicem diye

açık tuttuğum pencerenin ışığından.

Rüzgar da bir deli esiyor bugün.

Masamda ki kağıtlar hışırdıyor estikçe rüzgar,

belli ki hasbihal etmek istiyorlar.

Kağıtlar masanın üzerinde kıvrandıkça,

tik tak tik tak guguklu kalbin atışı gibi

bir oraya bir buraya gidip geliyor kalem.

Sanırım cereyan yapıyor,

pencerenin birini kapatsam iyi olur.

Kalem kınından çıkmış gibi

şimdi tek yöne doğru yuvarlanıyor,

az daha yaklaşıyor,

kağıtla selamlaşıyor, ucundan dökülen

karasıyla öpücüklerinin.

Öptükçe harf harf dökülüyor mürekkebi,

gerdanından göğsüne doğru

süzüldükçe mürekkep,

kağıdın hışırtısı rüzgara karışıyor.

Yazdıkça yazıyor, soldan sağa, yukarıda aşağı,

tüm satırları kelimelere boğuyor adeta.

Kağıt biraz nemli ama yumuşacık,

satırları diken diken olmuş,

sarıp sarmalıyor her bir heceyi, ağacı saran sarmaşıklar gibi.

Kalemde ki de mürekkep değil zemzem mübarek,

bir tek satır arası kalmamış nü’sünde,

ilham estikçe ısınıyor kalem,

daha da hızlanıyor kelimeler.

Kuratamıyor rüzgar,

kağıda karışmış mürekkep kokusu sarıyor etrafı,

masanın ayakları sallanıyor.

Kalemi kağıdın üzerine bırakıyorum, masanın ayağına bir kağıt parçası sıkıştırıyorum.

Birinin artık şu pencereyi kapatması lazım…

A.Tamakan

“MÜREKKEP KOKUSU…” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.