DAĞ…

Dalların gövdeye hem yakın

hem çok uzak olması gibi,

elimi uzatsam dokunacakmışım gibi.

Biraz yorucu ama bir o kadar keyifli bu yolculukta

ardı ardına hızlanıyor adımlarım.

Güneş tepemde sinsice

bir görünüp bir kaybolurken,

rüzgar bacaklarımın arasında hissettiriyor kendini

ve vücuduma dolmak istercesine hafif hafif esiyor.

Arada bir ellerime yüzüme çarpan bu kaya parçacıkları

hunharca içime doluyorlar.

Bir adım ileri iki adım geri gidip geldikçe

rüzgar tüm gücüyle boynuma asılmış,

durmadan bacaklarıma

oradan göğsüme çarpıp duruyor.

Bacaklarım da ki damarların zonklaması

adım atmamı zorlaştırıyor,

her bir adım da her bir engebe de

iyice uyuşuyor.

Şakaklarımdan süzülen damlacıklar,

köprücük kemiklerimi dolduruyor,

elimdeki halat kaskatı kesiliyor ve

gölgesinde kalan bu kaygan zeminde

daha da asılıyorum.

Neredeyse varmak üzereyim,

bir kaç bulut arasına saklanmış güneş

gösteriyor artık kendini.

Son bir kaç adım, bir kaç adım daha ve

ciğerlerimi yakan o dağ havası.

Bu muazzam tepenin

yeşiline bırakıyorum kendimi,

ağaçların arasından sızan güneş

gözlerimde ışıldıyor şimdi.

Bir bir dokunuyorum bulutlara,

burası…burası zirve…!

A. Tamakan

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.