Tiran Günlükleri / Yaz Günü

Arnavutluk’un çok fazla etnik kültüre sahip olması nedeniyle her sene burada bir çok festivaller yapılmakta. Bunlardan en önemlilerinden biri de ülkeye has olan ve her yıl 14 mart tarihinde kutlanan Yaz Günü ( Dita e Verës) festivali. Yenilenme ve doğanın tekrar canlanmasını kutlamak için yapılan bu festival içinizi kıpır kıpır ediyor.

14 Mart da başlayıp takip eden haftasonuna kadar sokaklar panayır alanı adeta. Bütün caddeler çiçeklerle süsleniyor, şehir meydanında ve en büyük parkı olan Liqeni de bir çok aktivite düzenleniyor. Göl kenarında ki parkın girişinde bir çok yöresel incik boncuk, eşyalar, yiyecekler satan standlar kuruluyor. Genç yaşlı, çoluk çocuk büyük bir coşkuyla sokaklarda şarkılar söylüyor, dans ediyorlar, halay çekiyorlar. Herkes birbirinin yaz gününü kutluyor, sağlık ve mutluluk diliyor. Gittiğiniz bir restorandan tutun, market, bakkal, manav, çiçekçi kim olursa olsun tanısın veya tanımasın bir birlerine iyi dileklerde bulunuyorlar.

Belediye; şehir meydanında ve göl kenarında konser, bir kaç yöreye ait farklı folklor oyunları, çocuklar için kukla gösterileri, zaman zaman da yurt dışından getirdiği çeşitli gösterilerle ilgili organizasyonlar düzenliyor. Bu sene de motosiklet gösterileri vardı. Biraz hava da takla atıp yere inmelerini endişeli seyretsekte gayet başarılı ve keyifli bir gösteriydi. Elbette ki tüm festivaller de olmazsa olmaz “Kuq e Zi” marşını da ellerimizde bayraklar ve çiçeklerle söylemek daha da coşku katıyor. Yazın geldiği, yenilenmenin ne kadar gerekli olduğu ile birlikte Arnavut olmanın gururunu da yine bir kez daha vurguluyorlar.

Bayrak deyince aklıma geldi şimdi. O kadar ülke gördüm, farklı kültürlerden insanlarla tanıştım ve olabildiğince kültürlerini tanımaya çalıştım ama Arnavutlar kadar bayrağına düşkün ve sahip çıkan bir millet görmedim. Tüm şehirlerinde hemen hemen on tane evden sekizinin çatısında ve camlarında hep bayrak var. Sadece özel bayrak günlerinde değil (bizdeki Cumhuriyet Bayramı gibi) her zaman o bayaklar hep evlerinde ellerinde. Az önce belirtmiş olduğum Kuq e Zi (bizde ki Onuncu Yıl marşı gibi)

marşları da şarkıcıların konserlerinde, gittiğiniz gece kuluplerinde, ilginçi ki maç sonralarında kaybedildiğinde bile her zaman her yerde mutlaka çalınıyor ve söyleniyor. Bayraklarına ve marşlarına karşı inanılmaz bir tutkuları ve saygıları var.

Ancak buna rağmen en güzeli de Arnavutluğun ve Arnavut insanlarının dil, din, ırk gözetmeksizin tüm insanlara aynı çerçevede yaklaşması, tüm festivalleri coşkuyla kutlaması ve burada yaşayan diğer uluslardan kişilerinde bu festivallere katılması. Bu nedenle de kendi festivalleri de daha bir şaşalı daha bir keyifli geçiyor.

Bence bir kaç eksiği olmasına ve ülkenin ekonomik şartlarına rağmen İtalyan’lar dan sonra hayatı “Dolce Vita” tadında yaşayan nadir ülkelerden biri Arnavutluk.

Burada olmayı ve burada yaşamayı seviyorum…

O zaman hepimize yazı müjdeleyen bu günlerde sağlık, huzur ve musmutlu yaz günleri diliyorum.

Gönlünüzden güneş eksik olmasın…

Sevgiyle kalın.. 🙂

A. Tamakan

Şu beni benden alan dağlarım… Şehir merkezinde bile görebilmek ne büyük bir şans…

Konser hazırlıkları yapılıyor…

Bu da oğlumun okulunda ki en sevdiği ablalarından biri ve burada şarkı söylemesi bize de sürpriz oldu…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.