YOL…

Ne kadar yol gitttiğimi yada

ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum.

Neden geldiğimi de hatırlamıyorum üstelik,

öylesine unuttum kendimi vardığım yerde.

Kendi kuytularımda gezdiğim

yerden çok uzaklarda bir yerdeyim.

Lime lime ediyorum geçtiğim her bir sokağı,

her sokakta dağınık bir gökyüzü.

Kan rengi gökyüzünden

gül yapraklarından bir fırtına kopuyor

ölümün gözleri kadar mavi.

Rüzgarın melodisi de yabancı,

çarpıp duruyor kaldırım kenarlarına.

Ne fırtına diniyor, ne ben yolu bulabiliyorum,

ne güneş doğuyor, ne de Ay batıyor.

Sıcak bir ayaz çökmüş şehre,

dağıldıkça toplanıyor bulutlar.

Birdenbire susuyor zaman,

zamanla birlikte yürüyoruz

birlikte, elele

bizi takip ediyor takvimler,

kovalıyor akrep yelkovanı,

geri dönüşü olmadan yağıyor zaman üzerime

gök yağmur topluyor durmadan…

Sonu olmayan yola atmak kendini

yada yolun sonundan başlamak…

A. Tamakan

“YOL…” üzerine 6 yorum

  1. Zamanın üstüne yazılmış ve gönderilmiş bir telgraf gibi okudum bu yazıyı,yazılanı okuyana kadar benimde haberim yoktu,yüreğinize sağlık Aylin hanım.

    1. Teşekkür ederim. 🙂 Evet belki de böyle denemeli bir kerede. Yolun sonundan başlayarak, ne kaybederiz ki🙂

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.