Kurgulanmış Mutluluklar…

Doğarsın.

Dünyaya vardığında ki o kulak yırtan çığlıkların isyanın başlangıcıdır aslında. Yaşayacağın mutlulukların ve üzüntülerin depozitosudur o ilk çığlıkların.

Mutluluk getirmişsinsdir önce ailene, sonrasın da hayatına girecek ve mutluluğu vereceğin yüzlerce insana. Herkes ne kadar mutlu ve umutludur dünyaya gelmiş olmanla, çok minnoş bir durum.

İlk sustuğun, sessizliğini sağladığın an da başlar üzerine dilek çaputları bağlanmaya. Biri annesine benziyor der, diğeri yok yok babaya. Zaman geçer aynı babası gibi uyuyor kesin mühendis olacak der kimi, kimi yok yok gözleri aynı annesi hem mıkır mıkır hiç susmuyor avukat olur bu. Oysa ki gayet normal bir durumdur bir bebeğin aile fertlerine benzemesi. Sevmeyi bilmiyoruz biz, gerçekten nedensiz sevebilmeyi bilmiyoruz…

Büyürsün.

Hayatın gerçekleri ve mutlu etmek zorunda olduğun insanlarla tanışmaya başlarsın. Sen büyüdükçe üzerine çaput bağlanmaya devam edilir. Üstelik bunu ilk yapanlarda seni dünyaya getiren ilk limanına sığındığın ailendir. Ama onlar aslında senin iyiliğini istiyorlardır ya da mutlu olmanı, öyle değil mi? İlkinden hiç şüphem yok çünkü insan sevdiklerinin hep iyiliğini ister. Ama mutlu olmanı istemeleri yada nasıl mutlu olacağını senin adına seçmek istemeleri/seçmeleri?

Mutlu olabilmen için en başından beri herşey kurgulanmıştır aslında. İyi bir insan olmalısın, iyi okumalısın, iyi bir üniversite bitirmelisin yada ev işlerini iyi bilmelisin, iyi bir iş sahibi olmalısın, iyi arkadaşlara sahip olmalısın, toplumun getirdiği düzene iyi bir şekilde uyup ona göre yaşamalısın. Zaten doğduğun an adının kulağına söylenmesi ile başlar aslında söylenecekler ve sonra söylenir de söylenir.

Önce ailen anlatır sana hayatın kurallarını yaşamın gerekliliklerini sonra okulda öğretmenlerin aktarır o engin bilgilerini ve anlatır öğretirler sana ellerinden geldiğince. Sen de başarılarınla gururlandırırsın onları yada başarısızlıklarınla daha da katlana katlana anlatmalarına neden olursun. Başarışılıysan mutlusundur çünkü. Ayrıca herkes başarıyı konuşurda kimse başarısız olanları konuşmak istemez yada neden başarısız olduklarını anlamak istemez, bu da ayrı bir mevzudur. Çünkü söz konusu onların mutluluğudur. (Arkeoloji okumak isteyen birinin işletme okuması yada okuyamaması ve başarısızlıkları gibi gibi)

Ama kimsenin aklına gökyüzündeki yıldızları sana göstermek gelmez. Ya da güneşin her dibe vurup battığında yeniden yükseleceğini, gecenin karasını üzerinden silkeleyip tekrar nasıl doğacağını anlatmaz.

Toplum düzenine uygun, ahlak kurallarına bağlı yaşıyıp başarılı olduğun sürece güneş hep oradadır ve böylelikle onlar da mutlu.

Sonra daha da büyürsün. Hayatının her basamağını birilerini memnun etmek ve mutlu etmek çabası ile yürürsün. Önce aileni, sonra öğretmenlerini, sonra arkadaşlarını mutlu etmeye çalışır durursun. Sonra iyi veya kötü bir iş sahibi olursun ve patronunu, işverenini yada çalışanını mutlu etmeye başlarsın. Sonra biraz daha büyürsün mutluluğa dair içinde en büyük umut ve heyecan olan, limanında az da olsa dinleneceğini umut ettiğin karını/kocanı, sevgilini, eşini memnun mutlu etmeye çalışırsın. Olur da şanslı isen mutlu ederken mutluluğu bu mecra da yakalarsın, aa yok burada da çaput bağlanmaya devam ediliyorsa işte o vakit tüm bu çaputların seni ne kadar ağırlaştırdığını anlamaya başlarsın. Sonra bambaşka bir dünyaya açılır çocuğunu mutlu etmeye çalışır – bu basamakları her tırmandığında bu çaputların ağırlığını farkedebilmişsen işte o zaman çocuğunun gerçekten nasıl mutlu olacağını bilir ve onun üzerine çaput bağlanmasına asla izin vermezsin- onun için debelenir durursun.

Tüm bu insanları mutlu ederken, hasbel kader şanslı isen arada bir kaç mutlulukta sen yaşarsın. Elbette ki insanları mutlu etmek en güzel duygulardan biridir ancak onların mutluluklarınla mutlu olabilmektir güzel olanı. Amma velakin herkes mutlu ettiğin için hem mutludurlar hem de gayet gururlu.

Ama derinlerinde içten içe köpüren şeyler vardır. Sorgularsın, zaman zaman sorarsın kendine içten içe “Mutlu muyum?” diye.

Sonra her defasında o içinde ki sesi bastırıp boğarsın , başını koyduğun o yastığın altında boğarsın…

….aslında onlar seni boğar durur da sen yastığa kızarsın.

Sonra dağlara çıkar, avazın çıktığı kadar bağıra bağıra üzerindeki çaputları fırlatır atarsın…

Sonra?

Sonrası depozitoyu yakar kendi mutluluğuna taşınırsın…

A.Tamakan

“Kurgulanmış Mutluluklar…” üzerine 6 yorum

  1. Keşke herkes yakıp yıkıp kendi mutluluğunu taşınabilse.. Keşke. 👏👏👏👏👏👣👣

    1. He yaa😁 Kulakların çınladı mı bari bu kadar Mutlu ‘ya 😀😀

    2. He yaaa😁 Kulakların çınladı mı bari bu kadar Mutlu ‘ya 😀😀

aylintamakan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.