Anneler her gün iyi her gün mutlu olsun…

Aslında oldum olası hoşlanmıyorum hatta sevmiyorum; ”özel gün” adı altında kutlanan, sadece yılın belli bir gününde hatırlanması izlenimi yaratılan ve gelenek haline gelen, sevgimizi göstermenin en iyi yolunun en iyi hediyeyi almaktan geçtiğinin beyinlerimize empoze edildiği, ”anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, kadınlar günü, hayvanlar günü, vs. gibi günleri…. Bir gün için bile olsa, en güzel duygu olan sevgimiz üzerinden kar sağlayanları ve bu duyguyu bizden sömürenleri sevmiyorum….

A diyeceksiniz ki; böyle dersin de sen kutlamaz mısın, sen hediye almaz mısın? Alırım elbette, genellikle bir buket çiçek veya güzel hazırlanmış bir kahvaltı…Bundan dört beş sene evveldi sanırım, anneler günü için, albümünden belli etmeden aldığım bir kaç gençlik resmi ile kolajı pek iyi olmasa da sadece annemin ve arkadaşlarının olduğu bir fotoğraf tablosu yapıp hediye vermiştim. Kendim hazırladığım için tabii ki onun için çok özeldi, benim için de. Hala duvarda asılı olması ve her gittiğimde görmek çok keyifli.

Son bir kaç gündür belki de bir haftadan fazla süredir, yaklaşan anneler gününü hatırlatan, her kanalda ardı ardına yayınlanan reklamdan birine gözüm takıldı. Arka fonda yumuşak bir müzik ve ses ile, ”en güzel hediyeyi siz alın, en güzel pırlantalar bizde, Gucci’nin gözlükleri, Dior’un parfümleri, anneler en iyisine layıktır, annenize en iyisini almak istemez misiniz?” diyerek kendilerince hoş uyarılarda bulununan reklamlar… Evet birden annesini ve alacağı hediyeyi düşününce insanın içi kıpır kıpır oluyor ve başlıyorsunuz ”ben ne alsam” diye düşünmeye… Önce gülümseten ama çok geçmeden beni düşündüren bu reklamın ardından uzunca bir süre sessiz kaldığımı farketttim. Bir saat önce, bir kaç gün önce ve hatta aylar öncesinden izlediğim haberler ve yaşadıklarım geçti bir bir gözümün önünden. Kınalı kuzularının haberini alan anaların çığlık dolu feryatları, çocuk yaşta sıcaklığını bile hissedemen annesini kaybetmiş bir genç kızın gözyaşları, kocası tarafından sokak ortasında, gözünün önünde anaları vurularan yavrucakları, gözü önünde çocuğu vurulan ama bir şey yapamayan ananın acı dolu, yürek sızlatan bakışları, acısı taptaze olan, anne olan ama annelerini kaybetmiş olan yakınlarımın acıları ve daha bir çokları…. Ve yüreğimin, bir yarısının şükrederek sevinirken, bir yarısının da duyduğum acıdan titrediğini hissettim…. Hangi yüzükle, hangi pırlantayla, hangi buzdolabıyla, hangi parfümle, hangi markayla gönüllerini alabilirsiniz anneler gününde; her yaştan bu ana kuzularının ya da kuzuları ellerinden kayıp gitmiş anaların? Nasıl anlatırsınız? Nasıl anlatırsınız onlara anneler gününü? Anlatamazsınız, anlatamayız….

ve lütfen kendimizce ve sessizce…..

Şükredelim varlıklarına….

Olsun varsın, ne alacak ne de verecek hediyelerimiz olmasın.

Ama olabileceğimiz kadar evlat, olabildiğimizden çok anne olalım…

Annemiz yanımızdaysa yada çocuklarımızın kolları boynumuzdaysa, sessizce sükredelim varlıklarına…

Günün ne olduğu, ayın kaçı olduğunun önemi olmasın.

Uzakta da olsalar, gölgeleri olsun hayatınızda….

Aylin Tamakan

Resim: Gürbüz Doğan

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.