Peşim sıra…

Gece gelmek bilmedi,

güneşte gitmek.

Sis duvarları örmüş örümcekler camlara

duvarlarda zamanın gölgesi,

kovalıyor sanki peşim sıra

küçük bir çocuk gibi yapışıyor eteklerime.

Kalemi bastıra bastıra yazsam

kalır mı ki izi cümlelerimin?

Aklımın bıraktığı izleri silebilir miyim

ya da duvarların dilini kesebilir miyim?

Kağıdın altını üstüne getiriyorum

hüzünleri bir bir saçıyorum ortalığa

tepe taklak düşüyor yine kelimeler,

bardaktan boşalırcasına dökülüyor düşüncelerim

sürüler halinde koşuyor yine

cennette ki ateş dolu ırmaklarda yakıyorum.

Sindire sindire tadıyorum anılarımı, acılarımı

tadı damağıma yapışsın istiyorum

kalsın orada öylece,

bir bir sevip öpüp kokluyorum…

Gökyüzüne savuruyorum tohumları

gövdemle sarılıyorum gününe gecesine

alabildiğine geniş alabildiğine derin

kemiklerim kırılasıya…

Şimdi uzun bir yolculuğa çıkıyorum

sonun başlangıcından,

toprağa dokunup derin bir nefes alıyorum

iyice ruhuma, benliğime dolduruyorum

kızıl siyah havasını.

Kendimi bulduğum kendim olduğum

kendime koştuğum bu yerden çift başlı

ama dimdik süzülüyorum…

A.Tamakan

“Peşim sıra…” üzerine 6 yorum

    1. Çok teşekkür ederim😊Ne mutlu bana da beğendiyseniz🙏🏻🥰🥰

  1. Bardaktan boşalırcasına yazdığın kesin. Ve kesin hepsi iz bırakır. Çok güzel yazıyorsunuz.👍😊💞

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.