NERDESİN…

Sessizlik içinde bekliyor yine gökyüzü;

şafak boğmuyor Ay’ı

öldürmüyor gece güneşi,

bekliyorum ben de gecemi

elinde kıvırcık saçlı oyuncak bebeğiyle

ana kucağına kıvrılmış bir çocuk gibi…

Sofra kurulu;

biraz erken bir hayli geç

kanımı akıtmış kadehe

gözlerimi verdiğim yarasalar

üç beş de dal bırakmışlar meze niyetine,

oturuyorum baş köşesine

yudumluyorum acı tadını

dudaklarımda dünden kalan

bugünün yorgun izleriyle…

Kuru bir sancıyla ağırıyor gece;

süsünü çıkarıyor üzerinden,

avuçlarıma bırakıyor günahlarını

aşkını damıttığım üzümün tadında

despot telaşlara sarılıyorum

akıyor damla damla zaman

taşıyor kollarımdan,

kan dolduruyor ayak izlerini

volta atıyor sakladığım duygular…

Gökyüzünü yara yara geliyor bulutlar

naftalinleyip kaldırdığım baharın üzerine,

erken açan çiçekler gibi nemli kokuyorum

kor bir soğukluk düşerken

suretin geziniyor kadehimde

bağışladığın ateşinle

dağlıyorum yüreğimi…

Pervazı kemiren güvelere eşlik;

aldatıcı ritimler çalıyor kulağımda

yanlış tonda çalıyor yine duygularım

sağır ediyor sessizliğin

dipsiz kuyulardan kan fışkırıyor göğe

usanan hasretimin tınısında

kuşatıyor her yeri, ölüyor ölümsüz Tanrılar…

Şarap kızıl, gece kızıl, gönlüm kızıl

düş’ün sarhoş ediyor bu gece de

bir o yana bir bu yana

dönüp duruyor ruhum

kapanıyor gözlerim,

giyotinin ucunda kapanıyor gözlerim

son arzusunu söylerken sessizliğim

bağrım bağrıyor…

Nerdesin! Eyyy gecenin karasını tenine serpiştirdiğim nerdesin….?

A.Tamakan

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.