Şarabın kızılı…

Şarabın kadehe dökülmesi gibi

döküyor kendini

önce yavaş yavaş

doldurdukça sertleşiyor, hızlanıyor

tadıyor her bir milimini şeffaflığının

cilveli ama hoyrat esen rüzgar

rüzgarın eteklerine tutunmuş bulutlar gibi

tutunuyor….

Geriliyor iyice kadeh, genişliyor

kokusunu veriyor şarap

kızıllığının buğusunda

alaca düşüyor kızıla

kızıllaşıyor kadeh,

bozgunu şişedende deli oysa

Ay’ın bulutların ardına saklandığı gibi

saklıyor içinde

parçalara bölüyor sası iz bırakan mayhoş nektarıyla

yağmur sonrası gelen toprak kokusu gibi

kıvrıla kıvrıla dokunuyor dudaklardan

dalgaların kıyıyı dövdüğü gibi dövüyor kadehi

şarkılar söylüyor şeffaflığının

en bas tonunda sol la sol la…

Savuruyor kendini kadeh,

çalkalıyor

nefes almaya çalışıyor,

hoyrat dağlarda çağlayan yağmur gibi

damlacıklar bulaşıyor sır’ına

sığamıyor taşıyor içinden

dağılıyor gün gece

yer gök kırmızı…

A. Tamakan

“Şarabın kızılı…” üzerine 12 yorum

  1. Bu sene şarap yaparsam içine isli meşe talaşı koymam gerektiğini düşündüm. Nedense şiirdeki şarabın böyle yanıksı bir kokusu var gibi hissettim.

    1. İsli meşe, kulağa hoş geliyor. 🙂 Yanıksı kokusu var diyinxe aklıma sıcak şarap geldi, bol tarçınlı..

        1. Ben de böyle yapıyorum ama bal hiç koymamıştım, en kısa zamanda deneyeceğim 🙂

          1. Bu tarifi Antik Yunan’dan aldım, Homeros, özellikle İlyada’da sıklıkla şarabı balla karmaktan bahseder; ki anladığım kadarıyla o yıllarda şarap yapılırken fermantasyon sırasında ekşimeye engel olamadıkları için bal kullanıyorlardı.

          2. Tarifi sıkı yerden almışsın. Evet mayalanma sırasında ekşimeye balla engel olmak iyi fikirmiş. Bak çok merak ettim şimdi, mutlaka deneyeceğim bugün yarın 🙂

  2. Yakınlığı , birleşmeyi, bedenlerin birbiri ile olan dansını bir şarap ve kadeh ile anlatmak.. gerćekten buyuk bir yetenek olsa gerek.. 👏👏👏

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.