Sela…

günü geceye döküyorum

akşamla yatsı arasında

musalla gibi aydınlık kamer

yel değmiş eteklerine

dudaklarım ağır yaralı

merhem tutmuyor

uçuklamış parmak uçlarım

tutsak kalıyor kelimeler

bir kavak ağacının sığ’larında

pusuya yatmış buz kütleleri

soğuk kaynıyor kazanlar okyanusta

yarasalar tekbir veriyor

vakitsiz okunuyor sela

çırılçıplak kalıyorum

musalla gibi aydınlık kamer

ve

can’ım cansız bedenimden

firar etmek istercesine

kırıyor kemiklerimi

terk eden gölgenin ardından…

Aylin Tamakan

“Sela…” üzerine 17 yorum

        1. İçelim valla yaaa 🙂
          Masada yarım kalmiş kitap gibi rüzgar savurup acar bir yapragı ve seni gönderir belki buraya yahut beni oraya😊

          1. İstanbul’dan selam olsun o zaman 🙂 Gelirim de beklerim de… Zaman niyetimizi getirsin 🙂

          2. Çoookk mutlu olurum ki🥰 Yıldızlara söyliyim o vakit üç beş vakte kadar taçlandırsınlar yolları 🙂

        1. Yeniden doğuştur tekrar kim bilir? 🙂
          Şimdi okudum. Baya bi denk gelmiş…

  1. Musalla gibi aydınlık kamer

    O gölge nasıl sevişiyor
    Ben yokum
    Her bir birey
    Ve herşeyin yok oluşu

    Tanrım ben mi ağırım
    Bir musalla taşı mı.

    1. …Ağaçların arkasına mı saklanmışlar? Herşeye sela okunup duruyor…

      Muhteşem dizeler dökülen o muhteşem yüreğinden öpüyorum şu an…❤️

aylintamakan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.