Sar(m)aşık…

Sarmaşıklara tutunup göğe uzayalım mı?

Pusuya yatmış gölgeler arasından kaçıp kapı açalım çağlasına

Turuncuya çalan sessizliğinden uzaklaşıp yasemin kokularının beyazına koşalım

Sere serpe uzansın ruhlarımız sırat köprüsünde şöyle boylu boyunca

Kazan kaynadıkça gök/taşlarının harında

Taçlandıralım yoncaları da üçüne beşine bakmadan

Tek tek toplayalım çiy tanelerini dudaklarımız kurudukça

Hapsedelim sessizliği ulu göğün tüm katlarına

Zamanı da ileri alırız biraz yelkovanı akrebin üzerine

Saat altı ile dokuz arası tuzlamayı unutmayalım yıldızları da

Kapasın gözlerini gece de yumsun sıkı sıkıya

Od olalım yağmurda ayine duran bulutlara

Şeytan’ın ülkesine göç edelim ellerimizde ateş çiçekleri

Akrebin yedi boğumunda boğalım tüm sevaplarımızı

Hem cehennemde cennete olan aşkından yanıyordur belki

Yakalım cenneti de cehennemin hatrına

Irmaklarında yıkayalım ar damarı çatlamış dudaklarımızı

Haydi..! Bırakalım zahir-i devranı döndürelim devranın başını

Sesli harfleri kurtaralım günahlarından

Sessizler kendiliğinden firar eder zaten

Dilin edilgen biçiminde anısız anılar inşa edelim

Bulamayacağımız adresler olsun coğrafyasında tenlerimizin

Kayboldukça kuytular yeni bir istila başlatalım duvar aralarında

Her istilada yıkalım her bir katını kat kat

Etini kemiğime büründürürken birbirimizin göğüne saklanalım

Savaşmanın tadını fısıldayalım sarmaşıklara

Sarmaşıklara tutunup göğe uzayalım mı Aşkım?

Aylin Tamakan

“Sar(m)aşık…” üzerine 2 yorum

saphilopes için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.