GAZAP…

Ahh Algos ahh…

Geceler karışınca gündüzlere

düşler rüyaların işine karışmaya kalkınca

dış gebelik sancısı çekiyor işte o zaman ruhum…

ve ben dipsiz kuyuları dolduruyorum; içimde biriken ne idüğü belirsiz insanların ne idüğü belli olmayan dölleriyle…

Duyguları nasıl da iğfal ediyor, dölü çamurla dolmuş olanlar.

Meryem’in sütüde bundan taşmadı mı İsa’nın damarlarından?…

Canım yanıyor kanım kanıyor

anlamıyor bedenim ruhumu

kaldıramıyor yükünü.

Çırpınıp duruyor kalbim kafesinde

ruhum bedeninde…

Sonbahara ramak kala dalına tutunmaya çalışan yapraklar gibi tutunmaya çalışıyorum içimdeki çürümeye yüz tutmuş beşini toplasan bir beşer etmeyenlere…

Yapraklar düştüğünde toprağa sığınıyorda sığınacak bir dirhem toprak kalmamış bize be Algos…

Toprak iyisiyle kötüsüyle her şeyi bağrına bastı da

bi’Tanrı kulu anlamadı dilini toprağın.

Tanrı’ların gazabından payını alan hep toprak mıdır Algos?

Ben mi?

Hala geceden merhamet bekliyorum.

Ve;

Kıtlıktan çıkmış gibi aç ruhum!

Bir kelebeğin kanadında renk olmadan önce

biliyorum ki evvela kozamı yırtmalıyım…

Amma velakin;

Düşük yapan sıcak bir rahim gibi şimdi kalbim.

Sessiz, suskun, sancılı…

Aylin Tamakan Nergiz

“GAZAP…” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.