Kendi yüreğinde…

Seni böylesine severken,

Böylesine özlerken

Nefesine böylesine hasretken

bile….

Unutmaktan korktum

Kaybetmekten korkup, kaybettiğim gibi

Unutmamak için hergün bir bir öptüm kokladım resimlerini,

Sigarayı da bırakabilecek iradeye sahipken

Sırf sevdiğim, bırakmak istemediğim için

Hala yanıbaşımda tuttuğum gibi

Tutttum seni de…..

Nerede mi?

Kendi yüreğimde değil, kendi yüreğinde…

A.Tamakan

İnsan manzaraları…

Aylardan Kasım, havalar iyice soğumuş. Bir pazar günü… Günlerdir yağan yağmurun ardından pırıl pırıl parlayan güneş ile uyanıyorum. Mis gibi toprak ve güneş kokuyor hava. Toprak suya doymuş, güneş toprağa misafir olmuş bugün. Ben eksik kalır mıyım? Hayır. Hemen montumu giyip, botları çekip hızlıca çıkıyorum güneşi selamlamaya…

Yine aklımda binbir düşünceyle yürüyorum Tiran sokaklarında. Bir yandan güneş ısıtırken içimi, bir yandan hafif hafif esen rüzgar üşütüyor ellerimi. Parkın girişinde patlamış mısır satılıyor. İyi fikir parkın girişine koymak. Park büyük. Şimdi alsan çıkana kadar ancak bitirirsin.

Yaklaşıyorum ve ” bir fotoğrafını çekebilir miyim” diyorum. Utangaç bir gülümsemeyle kabul ediyor. Fotoğrafı çekiyor, teşekkür ediyor ve aslında daha da utandırmak istemiyor ancak dayanamayıp söylüyorum; ” Ne kadar güzel gülüyorsun”.

Tekrar gülümseyerek ” Hava soğuk, on gündür yağmur var, iş yok. Güneş gülümsemiş bize bugün, biz nasıl gülümsemeyelim” diyor.

Ve… O an bir daha anlıyorum ki, gülümsemek gerek… Güneşe, güne, geceye, herşeye, herkese,

Hayatın tüm hırçınlığına ve şımarıklığına rağmen, gülümsemek…

Ve… çokça da şükretmek gerek…

A.Tamakan

Kasım 2015