Algos’un Eteklerinde…

Köpürüp durma içimde Algos!

Tanyeri bulanık, bulanık bugün Ay’ın benzi

Bu yüzden kendime kendime birikiyorum saatlerdir,

kendi içimde kırılmamış bir yerler arıyorum…

Daha ne kadar derine inmeliyim onu da bilmiyorum.

Söylesene Algos!

Kuşlar kanat çırpmak için hangi havayı seçiyor?

Hee Algos!

Menteşeleri pas tutmuş yüreğimi

yıldıztozları ile ovalasam parlar mı?

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Cemalettin Seber nam-ı diğer Cemal Süreya…

En sevdiğim şairin en sevdiğim şiirlerinden biri ile;

Güzelleme

Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların

Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur

Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü

Bak bu sensin çocuğum enine boyuna

Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki

Bak bende yalan yok vallahi billahi

Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

İşe bak sen gözlerin de burda

Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık

İyi ki burda yoksa ben ne yapardım

Bak çocuğum kolların işte çıplak işte

Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün

Gözlerin sabahın sekizinde bana açık

Ne günah işlediysek yarı yarıya

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların

Bunların konuşması olur öpülmesi olur

Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde

Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu

Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu

Uzanmış seni usulca öpmüştüm

Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.

Cemal Süreya

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Louis Aragon

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de 
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm 
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm 
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde 

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde 
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer 
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer 
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde 

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar 
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince 
Camın kırılan yerindeki maviliğini de 
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar 

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım 
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde 
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke 
Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan’ım 

Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa’nın
Gözleri Elsa’nın gözleri Elsa’nın gözleri.

Körebe…

yıldızları yanık bırakmış bu gece Tanrı

ruhumu sürgünden kurtarabileyim diye olsa gerek

melekler derin bir uykuda, toz duman içinde bulutlar

prangalamışım ruhumu Ay’ın ondördüne

yüzü asık evvelki baharın onbirinde gel al diyor

geldiğim yol kadar yıl geçmiş oysa ki

düşüncelerim de yorgun rüzgarın eteklerinde esmekten

dizlerim yaralı yüreğim yamalı

elimde is kokan düşlerim

tek tek geziyorum katlarını arş-ı alanın

bir bir sönmeye başlıyor yıldızlar

melekler hala derin bir uykuda, toz duman içinde üstüm başım

söyleniyorum yine Ay’a vuran aksime

sabaha kadar

gölgesiyle körebe oynar mı insan?

Aylin Tamakan

Resim: Sibel Timoçin

Not: İlham olan bu harika resmiyle Sibel Timoçin’e teşekkürlerimle…

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Orhan Veli Kanık

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Ümit Yaşar Oğuzcan

Hep böyle  çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir işik mi yanar?
Bakişlarinda beni dinlendiren bir şey var;
Kiyisindaymiş gibi en sakin denizlerin...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limaninda
Firtinalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yaninda...

Hiç yumma gözlerini, işigin eksilmesin,
Gündüzüm aydinligim, ipek böcegim benim!
Güz bahçemde açilmiş o son çiçegim benim!

Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayirma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansiz, o kuytu gözlerini.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Gülten Akın

SENİ SEVDİM

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin

Gülten Akın

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Zuhal Tekkanat

Cemal Süreya’nın;
“Her şeyimi sana borçluyum. Sana rastladığım sıralar yıkıntılıydım. Sen onardın beni. Tuttın elimden kaldırdın. Ben de ekmek gibi öptüm alnıma koydum seni, kutsadım” dediği
ve..
hayatının en mutlu ve en mutsuz günlerini Cemal Süreya’nın yanında geçirerek bir yerde “mutsuzluğa da var mısın” sorusunun cevabını vermiş, soluğundan ve yüzüğünden öpülesi
kadın Zuhal Tekkanat…