Anısına Sevgi ve Saygıyla / Orhan Veli Kanık

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Ümit Yaşar Oğuzcan

Hep böyle  çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir işik mi yanar?
Bakişlarinda beni dinlendiren bir şey var;
Kiyisindaymiş gibi en sakin denizlerin...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limaninda
Firtinalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yaninda...

Hiç yumma gözlerini, işigin eksilmesin,
Gündüzüm aydinligim, ipek böcegim benim!
Güz bahçemde açilmiş o son çiçegim benim!

Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayirma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansiz, o kuytu gözlerini.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Gülten Akın

SENİ SEVDİM

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin

Gülten Akın

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Zuhal Tekkanat

Cemal Süreya’nın;
“Her şeyimi sana borçluyum. Sana rastladığım sıralar yıkıntılıydım. Sen onardın beni. Tuttın elimden kaldırdın. Ben de ekmek gibi öptüm alnıma koydum seni, kutsadım” dediği
ve..
hayatının en mutlu ve en mutsuz günlerini Cemal Süreya’nın yanında geçirerek bir yerde “mutsuzluğa da var mısın” sorusunun cevabını vermiş, soluğundan ve yüzüğünden öpülesi
kadın Zuhal Tekkanat…

Bilinmezlik…

kendi kendime kesiyorum

göbek bağımı

tırnaklarım tenime neşter

arı kovanından çekip çıkarırcasına sevdanı

tüm gücüyle usul usul asılıyor ruhum…

azimle sarılıp kozama

sabırla yırtıyorum aynı yerden

bir günlük ömrün heyecanındaki kelebek misali

yepyeni bir yaşama yeniden yoğuruyorum kendimi…

bir kapı eşiğinde

topraklarına dökülüyor suyum

bilinmezliğin renklerini doğuruyorum

iki canı bir bedene sığdırmaya çalışıp

dut yapraklarıyla kundaklıyorum sevdamı…

The Liebster Ödülü Adaylığı

Bu hikâye Gürcan Şen Ph.D isimli blog yazarı arkadaşın tarafıma gönderdiği bir mesajla başladı.

“Merhaba, sizi The Liebster ödülüne aday gösterdim.”

Önce ne olduğunu anlayamadım ama araştırınca ve bilgi alınca durumu anladım. Dünya çapında bloggerlar arasında verilen altı yedi benzer ödülden sadece biriymiş.

Liebster Almanca’da en tatlı, en kibar, sevimli kibar anlamına geliyor. Liebster ödülü blog yazarları tarafından birbirlerini desteklemek için verilen bir ödül, başlangıcı 2011 yılına kadar uzanıyor. Liebster ödülü yeni blogları tanıtmak ve desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda blog yazarlarının takdir edilmelerini de sağlıyor.

Açıkcası bloğumu bir kaç dostumun ısrarları ve desteği ile açtım. Ama beklediğimden çok daha güzel ve çok daha hızlı gelişti bir çok şey. Bir çok farklı düşüncelere sahip olan güzel insanlarla tanıştım. Bir çok fikir alışverişlerinde bulunarak bir çok konuda keyifli sohbetlerde bulunduk. Düşündüğümden daha çok şey kazandım ve takip eden blog arkadaşlarımın her birine de bana kattıklarından dolayı buradan ayrı ayrı teşekkür ederim.

The Liebster ödülü için aday gösterildiğim için Gürcan Şen Ph.D teşekkür ederim. Kendisinin de çalışmalarını ben de zevkle takip ediyorum, sizlerin de onu izlemenizi tavsiye ederim.

Gürcan Şen Ph.D bu nazik jestiniz için tekrar teşekkür ederim.

The Liebster Blogger Ödülü Adaylığı için Kurallar:

1-Sizi aday gösteren kişiye teşekkür edin ve başkalarının bulabilmesi için bloglarına bir bağlantı sağlayın.

2-Sizi aday gösteren blog yazarı tarafından sorulan soruları yanıtlayın.

3-Diğer blog yazarlarını aday gösterin ve onlara 11 yeni soru sorun.

4-Blog gönderilerinden birine yorum yaparak adayları bu konuda bilgilendirin.

5-Kuralları listeleyin ve yayınınızda ve / veya blog sitenizde bir Liebster Blogger Ödülü logosu gösterin.

Gürcan Şen Ph.D blog yazarı arkadaşın sorularına cevaplarım;

Blogunuz ne hakkında?

Bloğum şiir ağırlıklı olmak üzerine edebiyat ve sanat üzerine.

Hedeflediğiniz okuyucu kitlesini tanımlar mısınız?

Edebiyat, sanat ve bilime gönül vermiş, edebiyat dilinden konuşabilen, karşılıklı edebiyat sohbetleri yapabileceğim bir kitle.

Blog yazmaya başladıktan sonra hayatınız nasıl ve ne yönde değişti?

Öncelikle edebiyat ve konusunda daha da çok şey öğrendim. Bunun yanı sıra güzel arkadaşlıklar kurdum ve bloğumu kurduktan bir sene sonra arkafaşlarımın desteği ile kendi şiir kitabımı çıkardım.

Vermeye çalıştıklarınızı yayınlarınızda nasıl yansıtıyorsunuz?

Kimi zaman direkt yazılarımla kimi zamanda okuyucunun kendi düşsel yorumlarına bırakarak.

Yazınızı, araştırmanızı veya görsel çalışmanızı tanımadığınız insanlarla paylaşmak sizce neyi ifade ediyor?

Bloğumu açarken toplum olarak bazı ifade edemediğimiz şeylerin ifade edilebileceği düşüncesiyle açmıştım. Özellikle bazı konularda kadınların duygu ve düşüncelerinin ifade edebilmesi gerektiğine inanarak. Bu nedenle de düşüncelerimi paylaşmakta benim için bir nevi özgürlük.

Okuyucuların tepkileri beklentilerinizi karşılıyor mu?

Bir beklenti içerisinde olarak yayınlamıyorum genelde. Ama elbetteki okumup müspet veya menfi yapılan yorumlar kendi gelişimim açısındqn bana fayda sağlıyor.

Olumsuz yorum ve eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz? Bunlar sizin çalışma ritminizi ve moralitenizi nasıl etkiliyor?

Beni hiç bir zaman olumsuz yönde etkilemedi. Olumsuzyapılan eleştiri ve yorumların her zaman beni daha da geliştirdiğini düşündüm hep.

Fenomen olmak sizce nasıl bir şey? Böyle bir beklentiniz olsaydı neyi nasıl yapardınız?

Böyle bir beklentim yok. Sanırım hayata bakış açım ve bloğumunda içeriği gereği böyle bir şey düşünmedim. Evet yayınladıklarımızın okunması güzel ama benim beklentim edebiyat adına fikir alışverişinde bulunabilmek. Çünkü edebiyat uçsuz bıcaksız bir umman.

Takipçi sayısı sizin için ne ifade ediyor? Takipçilerinizi arttırmak için özel bir çaba sarf ediyor musunuz?

Ne kadar takipçi olursa o kadar okunmak elbette güzel ve keyifli. Ama bunun için şimdiye kadar hiç bir çaba sarfetmedim 🙂

Blog bazında sahip olduklarınız başarmak istediklerinizle örtüşüyor mu?

Kısmen diyelim.

Blogunuzun sizi nereye ulaştıracağını düşünüyorsunuz?

Daha çok bilgye, daha çok yeni şeyler öğrenmeye ve hayata daha farklı bakmaya…

————-

Sorularım!

-Blogunuz ne hakkında?

-Hedeflediğiniz okuyucu kitlesi ile sizi takip eden kitle örtüşüyor mu?

-Blog yazmaya başladıktan sonra hayatınız nasıl ve ne yönde değişti?

-Edebiyat sizin için ne ifade ediyor?

-İnsan neden yazar?

-Herkesin yazarken tetiklendiği şeyler vardır? Sizi en çok tetikleyenler neler?

-Yazınızı, araştırmanızı veya görsel çalışmanızı tanımadığınız insanlarla paylaşmak sizce neyi ifade ediyor?

-Olumsuz yorum ve eleştirilerilere bakış açınız nasıl?Bunlar sizin çalışma ritminizi ve moralitenizi nasıl etkiliyor?

-Hayatı üç kelime ile nasıl anlatırdınız?

Adaylarım :

Kleinlaute

Saphilopes

Whereishuman

Olrix

Aydek Sultan Özdemir

Uluer Aydoğdu