Anısına Sevgi ve Saygıyla / Küçük İskender

De gülüm! De ki: ela bir günde gelecegim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
De gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!
göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
işte o vakit bana-doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak

Küçük İskender

Anısına Sevgi ve Saygıyla🙏🏻 / Şemseddin Sami Frasheri…

Fitnat Hanım ise Talat Bey’e darılmamıştı.
Hiç insan kendi ruhuna darılır mıydı?

Şemseddin Sami Frasheri

(1879 yılında Latin esaslı Arnavut alfabesini ve 1887 de Arnavutçanın Dilbilgisini (gramerini) oluşturan ve yazan Şemsettin Sami Frasheri, aslen Arnavut olduğu halde, Türkçülüğe ve Türkçeciliğe büyük yararları bulunmuştur.54 yıllık yaşamında 54 değerli yapıt veren Ş.Sami (1850-1904), kimsenin ”Türk” ve ”Türkçü” demeğe cesaret edemediği Sultan II. Abdülhamit döneminde ”Kamus-u Türki”yi (Türçe Sözlüğü) yayımlamağa muvaffak oldu.

O dönemde nice Türk aydınları, ”Türk” adını ve sıfatını kullanamıyordu, örneğin: Lugat-ı Osmani…vb. diyorlarlardı.Oysa Şemsettin Sami, katı Abdülhamiti ikna ederek ”Kamus-u Turk” (Türkçe Sözlük) adlı şaheseri basabildi.
Şemseddin Sami: ”Osmanlı kavim, millet adı değil, kabile-aile -sülale adıdır…
Biz ise Türküz, Türk milletindeyiz. ”Osmanlı” ancak Sultan sülalesi için kullanabilir…”diyordu.)

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Peyami Safa

Aşk bencilliğin, kendini sevgiliden daha üstün görmenin, buhranın ve kötümserliğin tam zıddıdır. Aşk istemez, yalnız verir. Aşk bir mücadele değil âhenktir… Aşk bunun için ilâhidir… Gerçek aşkın bir tek değişmez vasfı vardır: Tükenmezlik… Aşk engellere ve hücuma uğradıkça kuvvetlenen ihtirastır. Rakipsizdir, yenilmez… Aşk kendi saadetini bir başkasınınkine feda etmektir… Mârifet bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek! İşte en haklı, en mâsum, en kudretli ve en muhteşem cinayet.

Peyami Safa

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Mina Urgan

360 kişilik iki katlı bir uçakla Atlantik Okyanusu’nu geçmek, korkunç bir sıkıntı olur. Altı saat boyunca sigara içme yasağı, sıkıntınızı bir işkenceye dönüştürür. Bir defasında, tuvalette sigara içerken yakalandım. Hiç de utanmadım. Yolcuların duyabileceği öfkeli bir sesle, “insan haklarına aykırı böyle saçma yasaklar elbette uygulanamaz” dedim. “Bu koskoca uçakta, havalandırmalı küçük bir kompartıman ayıramaz mısınız tiryakilere? Canım zehirlenmek istiyorsa, başkalarına zarar vermeden kendimi zehirlemek bir insan olarak benim hakkım değil mi?” diye sordum. Her emre boyun eğen bir koyun sürüsüne dönüştüğümüz için, öteki yolcular alkışlayacaklarına, ayıplayan gözlerle soğuk soğuk baktılar bana.

Müna Urgan