Anısına Sevgi ve Saygıyla / Mina Urgan

360 kişilik iki katlı bir uçakla Atlantik Okyanusu’nu geçmek, korkunç bir sıkıntı olur. Altı saat boyunca sigara içme yasağı, sıkıntınızı bir işkenceye dönüştürür. Bir defasında, tuvalette sigara içerken yakalandım. Hiç de utanmadım. Yolcuların duyabileceği öfkeli bir sesle, “insan haklarına aykırı böyle saçma yasaklar elbette uygulanamaz” dedim. “Bu koskoca uçakta, havalandırmalı küçük bir kompartıman ayıramaz mısınız tiryakilere? Canım zehirlenmek istiyorsa, başkalarına zarar vermeden kendimi zehirlemek bir insan olarak benim hakkım değil mi?” diye sordum. Her emre boyun eğen bir koyun sürüsüne dönüştüğümüz için, öteki yolcular alkışlayacaklarına, ayıplayan gözlerle soğuk soğuk baktılar bana.

Müna Urgan

Poseidon’a Teslimiyet…

Eyy Poseidon!

Eyy gönlümü sarsmayı toprağı sarsmak gibi beyhude bir keyf sanan Sevgilim!Denizleri allak bullak etmeye benzemez yüreğimi alabora etmen kaburgalarımı gemici düğümleriyle bağladım ben.. Adem’in kaburgasından yaratılmayı kabul etmeseydi Havva,belki o da benim seni sevdiğim gibi severdi Adem’i…

Yaşamak adına,tüm eski kelimelerin ucunu yaktım ben ve tüm yaralarımın ve Sevgilim, isminin anlamını hatırlamayalı da bir hayli zaman oldu aslına bakarsan…

Sen mavilerinle göğün katlarında kat kat seviştiğin vakitlerde siyahın tüm tonlarıyla Ay ışığında seviştim ben.

Taa ki gökkuşağı, gülüşlerinde çalkalanıp üzerime göre olanı bana bahşettiği zamana dek…O nedenledir şimdi siyahın üzerimde rengarenk parlaması ve adının da ruhuma böylesi yakışıyor olması…

Bazı ışıklar vardır Poseidon,karanlıktan çıkacağına inandığın ve sonuna doğru yürümeye başladığın ama ben gözlerinin ışığında dehlizlerine doğru yol aldığımı biliyordum Sevgilim ve artık biliyorum ki Aşk bahsedildiği üzere kırmızı değilmişkaranlığında saçlarımın tutam tutam boğumlarına takılıp kalmasından anladım ve verdiği huzurun hiç bir aydınlıkta bu kadar yaşanılası olamayacağını…

Kelimelerimi törpülüyorum bir bir yabanın her bir dişinde, sen toprağa vurdukça daha da kısık bir sesle törpülüyorum;

-aşka -huzura -mutluluğa

aksimin, yüzünde ölçülemez bir hal alışını görene dek törpülemeye de devam edeceğim… Reddetmeye çabaladığım tüm inançlarıma rağmen…

Ahh Poseiodon! Depremler nasıl ki alabora ediyorsa toprağı ruhumu da öyle alt üst ediyor aşkın, ruhumda dönüp duruyor tüm kainat ve biliyorum ki Eylül’ün doğurganlığı gibi ben de sancılarımı aklımın en uzak ve en kuytu mevsiminde haykırmalıyım…

Ben terbiye ettikçe haykırışlarımı sen de yüreğini iyice bastır yüreğime ki Sevgilim, bedenlerimiz toprağın altına girip tenlerimiz yok olsa bile ruhlarımız aşklarının seyr-ü sefasına devam etsin gökkubbede…

Aylin Tamakan

Sevmek Seni…

Mart’ta yeşillenen ağaçlar gibi

kızıllığı vurmuş yanaklarıma

zemheri ayazından mı

aşkının alazından mı belli değil

sallandıkça bir o yana bir bu yana

kalbimin sen kokan sarhoş dalları

peşinden koşuyorum dökülen gülüşlerinin…

kuşlar çoktan göç etmiş

sürgün yemiş sevdana

tutkum tutuklu kalmış sana

sen avucuma sığacak kadar uzakta

gönlümün gözlerimin ışığını kısıp

yüz hatlarını kazıyorum hafızama

her kapatıp açtığımda

gözlerinin ateşi ile dağlıyorum gözlerimi

gönlümün gözü aydınlanıyor

daha da bi seviyorum…

Mart’ta tomurcuklanan kiraz çiçekleri gibi

süveydası patlıyor tam ortasından kalbimin

yıkıyorum aklımla kalbim arasındaki köprüleri

bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp

kıyılarına sürükleniyorum

sen denize nazır ben sana

bir kıvılcımla yerle yeksan oluyor duygularım

iyotun genzimi yakan kokusuna sarılıp

“hadi diyorum hadi şimdi”

damla damla akıtıyorum içimdeki seni bana

deniz taşıyor yüreğimden

yüreğim taşıyor özleminden

zerketmek istiyorum her bir zerremi

milyonlarca hücremle milyonlarca kez

zerketmek istiyorum sevdamı

aşk yanığıyla ıslatmak kurak topraklarını

yerden göğe

bardaktan boşalırcasına sevmek istiyorum…

Aylin Tamakan

DUA…

Şarap tadında;

yüreğime basa basa

damıta damıta seviyorum seni.

El değmemiş bir aşkın sahibi

sen sevdiğim,

MUTLU’luğum;

şafak vakti seviş benimle

ki melekler şahit olsun

dudaklarından sızan zehrin

dudaklarımda dua gibi kabul oluşuna…

Aylin Tamakan

Vuslat Bu Bahara…

gözlerin güneş olmuşsa gönlüme

içimde tomurcuklanmışsa sevdan

ırmaklar çağlıyorsa Mutlu’luktan

kokun kalmışsa avuçlarımda

varsın geç gelsin bahar

gönlünden gönlüme kurulmuşsa köprüler

içimde kopmuşsa kızılca kıyamet

zincirleri kırılmışsa mabedimin

sıcaklığını hissediyorsam ellerimde

varsın az daha gölgesi düşsün yüzünün

dudakların mühür olmuşsa dilime

tek tük öpüşüyorsak kuytu köşelerde

gülüşlerin düşmüşse geceme

ateş olmuşsa bakışların ruhuma

varsın geç gelsin bahar

varsın beklesin vuslat bahara kadar…

Aylin Tamakan