Sus Algos Sus…

Sus Algos sus!

İpi bir çeksem tüm dolaşıklık çözülecek belki

ya da daha da karışacak çile/m…

Bak şişlerde örtüşmüyor birbirleriyle

sen ve ben gibi…

Karanlık rahattır Algos amma velakin aydınlığa yürümek cesaret işidir.

Dünyamın tüm çileleri karma karışık.

Sus Algos sus…!

Zincirleri kırmamamıza daha var sanırım

tüm kelimelerimin canı burnunda zaten…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Yaşar Kemal

Elbet bir gün, bütün çiçekler beyaz açar

Hür ve mesut bir şarkı halinde

Penceremizden uzanır nur.

İstediğimiz şekilde doğar gün,

Dilediğimiz gibi yağar yağmur.

Gökyüzüne hayranlığımız biter;

Kapımıza çırılçıplak gelen bahar,

Bir tohum halinde toprağa düşer.

Bizim için başka türlü eser rüzgâr

Bahçelerin aşinalığı artar.

Herkes gibi biz de doyasıya yaşarız hayatı

Yıldızlar dilimizle konuşur.

Elbet bir gün, bizim de sevgilim

Köyümüzde beyaz badanalı, bir evimiz olur…

Yaşar Kemal

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Tezer Özlü

Sizin düzeninizle,
akıl anlayışınızla,
namus anlayışınızla,
başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok.
Aranızda dolaşmak için giyiniyorum,
hem de iyi giyiniyorum.
İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için.
Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.
Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.
Evlerinizle.
Okullarınızla. İş yerlerinizle.
Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz.

Tezer Özlü

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Furuğ Ferruhzad

Bak nasıl içinde gözlerimin

Eriyor damla damla keder

Karanlık ve isyancı gölgem nasıl

Tutsağı oluyor güneşin

Bak

Yokoluyor tüm varlığım ve ben

İçine alıyor bir kıvılcım

Fırlatıyor taa doruklara

Bak nasıl

Sayısız yıldızla

Doluyor gökyüzüm benim.

Uzaklardan geldin sen ve uzaklardan

Ve kokular ve ışıklar ülkesinden

Şimdi bir teknedeyim seninle birlikte

Fildişi, bulut ve kristal

Götür beni ey yüreğimi okşayan umudum

Götür şiirlerin ve coşkuların kentine.

Yıldızlarla dolu bir yol beni götürdüğün

Çıkardığın yer yıldızlardan daha yüksek

Bak

Nasıl yandım ben bu yıldızlarla

Ateşli yıldızlarla doldum ağzıma kadar

Durgun sularından gecenin saf ve kırmızı balıklar gibi

Yıldızlar topladım.

Eskiden ne kadar uzaktı toprak

Gökyüzünün mor köşelerine

Yeniden duyuyorum şimdi

Senin sesini

Karlı kanatlı sesini meleklerin

Bak nerelere ulaştım sonunda ben

Samanyoluna, ölümsüzlüğe, bir sonsuzluğa

Birlikte çıktığımız doruklarda şimdi.

Yıka beni dalgaların şarabıyla

İpeğine sar beni öpüşlerinin

İste beni yeniden bitmeyen gecelerde

Bırakma artık beni

Beni yıldızlardan ayırma.

Bak tam karşımızda gecenin mumu

Damla damla nasıl eriyor

Nasıl doluyor ağzına kadar uyku şarabıyla

Gözlerimin simsiyah kadehi

Senin ninnilerini dinlerken

Ve bak nasıl

Şiirlerimin beşiğine

Sen doğuyorsun, güneş doğuyor.

Furuğ Ferruhzad 🙏🏻❤️🙏🏻

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Yazar olarak pek çok kusurum olduğunu biliyorum. Çünkü öncelikle ben kendim, hiç hoşnut değilim kendimden. Kendi kendimi tarttığım bazı anlarda, çoğu kez, sözcüğün tam anlamıyla, anlatmak istediğimin ancak yirmide birini arılattığımı, belki de hiç anlatamadığımı gördüğüme inanmalısınız. Beni kurtaran şey, Tanrının bir gün bana o kadar güç ve esin göndereceği ve benim de kendimi daha noksansız anlatabileceğim, kısacası, yüreğimdeki ve hayal gücümdeki her şeyi ortaya koyacağım konusunda beslediğim alışılmış umuttur.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

(Kitapları okullarda/liselerde zorunlu ders olarak olutulmalı…)

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Özdemir Asaf

Bir gece, 
Gecede bir uyku. 
Uykunun içinde bene. 
Uyuyorum, 
Uykudayım, 
Yanımda sen. 

Uykunun içinde bir rüya, 
Rüyamda bir gece, 
Gecede ben. 
Bir yere gidiyorum, 
Delice. 
aklımda sen. 

Ben seni seviyorum, 
Gizlice.. 
El-pençe duruyorum, 
Yüzüne bakıyorum, 
Söylemeden, 
Tek hece. 

Seni yitiriyorum
Çok karanlık bir andan.
Birden uyanıyorum,
Bakıyorum aydınlık;
Uyuyorsun yanımda..
Güzelce.

Anısına Sevgi ve Saygıyla/ Ahmet Hamdi Tanpınar

Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında;

Yekpare geniş bir anın

Parçalanmış akışında,

Bir garip rüya rengiyle

Uyumuş gibi her şekil,

Rüzgarda uçan tüy bile

Benim kadar hafif değil.

Başım sukutu öğüten

Uçsuz, bucaksız değirmen;

Içim muradıma ermiş

Abasız, postsuz bir derviş;

Koku bende bir sarmaşık

Olmuş dünya sezmekteyim,

Mavi, masmavi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim

Ahmet Hamdi Tanpınar

Algos’un Eteklerinde…

Köpürüp durma içimde Algos!

Tanyeri bulanık, bulanık bugün Ay’ın benzi

Bu yüzden kendime kendime birikiyorum saatlerdir,

kendi içimde kırılmamış bir yerler arıyorum…

Daha ne kadar derine inmeliyim onu da bilmiyorum.

Söylesene Algos!

Kuşlar kanat çırpmak için hangi havayı seçiyor?

Hee Algos!

Menteşeleri pas tutmuş yüreğimi

yıldıztozları ile ovalasam parlar mı?

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Cemalettin Seber nam-ı diğer Cemal Süreya…

En sevdiğim şairin en sevdiğim şiirlerinden biri ile;

Güzelleme

Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların

Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur

Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü

Bak bu sensin çocuğum enine boyuna

Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki

Bak bende yalan yok vallahi billahi

Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

İşe bak sen gözlerin de burda

Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık

İyi ki burda yoksa ben ne yapardım

Bak çocuğum kolların işte çıplak işte

Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün

Gözlerin sabahın sekizinde bana açık

Ne günah işlediysek yarı yarıya

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların

Bunların konuşması olur öpülmesi olur

Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde

Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu

Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu

Uzanmış seni usulca öpmüştüm

Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.

Cemal Süreya

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Louis Aragon

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de 
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm 
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm 
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde 

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde 
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer 
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer 
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde 

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar 
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince 
Camın kırılan yerindeki maviliğini de 
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar 

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım 
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde 
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke 
Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan’ım 

Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa’nın
Gözleri Elsa’nın gözleri Elsa’nın gözleri.