Günah…

Güneş, ufkun ardında çırpına çırpına
gecenin esmerliğine teslim olurken
rüzgar tüm hırçınlığına rağmen usulca okşuyor saçlarımı
Yıldızları alıyorum yalnızlığıma
misafirperver bir edayla düşüyor pencereme Ay
Tanrı’nın ardına saklanmış
-zile basıp kaçan çocuklar gibi-
çiseleyip çiseleyip duruyor bulutlar
Damlalarla bölüşüyorum sessizliğimi
bir kısmını saklıyorum avucumla ağzım arasında
Gölgem öksüz kalmış beni, ben gölgeni ararken
Günaha davet ediyor yine kargalar
Günahına gireyim mi Sevgili-m?

Aylin Tamakan

Tavaf…

Kuzey’inde;

Kıyama durdum

Toprağına

Saldım

Köklerimi

Sıkı sıkı

Sarıldım

Can suyumu ver Sevgili-m

Güney’inde;

Rükuna eğildim

Ateşine

Uzattım

Ruhumu

Işıkları

Yaktım

Yüreğimi ısıt Sevgili-m

Doğu’nda;

Ellerimi açtım

Sesine

Taşıdım

Nefesimi

Karanlıkta

Rüzgarına

Fısıldadım

Ruhuma üfle Sevgili-m

Batı’nda;

Secde ettim

Suyuna

Daldım

Kana kana

İçtim

Toprağına

Kat

Sularımı

Kanınla kutsa beni Sevgili-m

Aylin Tamakan

Barışır mıyız?…

Ahh sevdiğim,

sevgili-m…

Düşük kalibreli kelimeler alıyorum ağzıma

Mesela adını söyleyemiyorum bağışlasın beni Savaş Tanrıları

Bir şiirde söylemek Aşk’ımın hayrına değil biliyorum

Uçurumun kenarında kayalara tutunmaya çalışan bir kartal gibi

kelimelere tutunmaya çalışıyor dudaklarım, dilim.

Şimdi ”yalın yürek” öpsem seni;

yanağınla dudağının arasındaki boşluktan öpsem mesela

kutsar mısın ismimi isminle

barışır mıyız Sevgili-m?

Aylin Tamakan

Sürgün…

Ay’ın etrafında ki boşluğu dolduran yıldızlar gibi

tüm boşluğumu dolduruyor kokun, sesin, nefesin.

Gün doğmasın, güneş kendi harında yansın

şafak sökmesin kızılını içine içine akıtsın.

Ay boynuma urgan, yıldızlar ayaklarıma zincir

gözlerim gözlerine tutsak olurken

gönlüm gönlünle dağlansın.

Gün geceye, ben sana mahkum

tahliyesi olmayan sürgün sevdamda

soluğunla can bulurken yüreğim

gökyüzünün avlusunda koşuştursun

sevaplarımızın ardına sakladığımız

Ay’dan ak, geceden kara günahlarımız…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Orhan Veli Kanık…

SABAHA KADAR

Şu şairler sevgililerden beter;

Nedir bu adamlardan çektiğim?

Olur mu böyle, bütün bir geceyi

Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin

Türküsünü damların, bacaların

Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını

Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını

Kullanılmış kafiyeleri yollamak için,

Kapıma gelecek çöpçülerle,

Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: “Aç pencereyi;

Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.”

Orhan Veli Kanık