Yer yatağı Hikayeleri…

İskarpinlerim sıkıyor …*

Kıpkırmızı oldu dudaklarım

Zonkluyorlar, dokunsan düşecek yaprakları

Uyku da tutmuyor

Yatak küçüldükçe iniltiler yükseliyor satır aralarımda

İniltiler yükseldikçe de küçülüyor yatak

Yer yatağı alalım AŞKIM!

Buğulu bardaklardan taşmaya başlıyor yoncamın gözyaşları

Belki ucuz bir meyhane bulabilir şarabı sıcak içeriz…

Bak …*!

Tanrı şiir yazıyor ikimizin üzerine

Ben göğün tavında döverken sözcükleri

Kalemi seninle birlikte tutuyor çoğu zaman

Bastıra bastıra yazıyorsun ya o anlarda

Kıskanmıyorum işte o zaman Tanrı’yı…

Ellerin daha ne kadar kalacak kalçalarımın üzerinde

Ateşli bir sıtma halinde inlerken bedenim

Aşınmaktan yorgun göktaşların yakıyor dilimi

Bir dalı kanatıyorum tırnaklarımla ve

Ağzı açılmamış bir güle dokunduğunu unutuyorsun

Taburcu et artık kalçalarımı

Acil de bekleyen ağaçları budamalıyız artık…

Ah! Şu küçük tepeler

Nasılda dans ediyorlar salına salına yukarı aşağa

Müziğe eşlik edemeyecek kadar da dolu ağzım şu an üstelik

Hesaba katmadığım bir doluluk bu

Pamukları da toplamadık hala

Koyunları da kırpmadık

Kazan kaynıyor …* biraz odun toplamalı

Tepenin aşağısındaki kuyuya inelim mi?

Sirenleri duyuyor musun …*?

Uzun uzun çalan sirenler

Ağzımda ki dolulukla eş değer

Dağ da çıkan yangın için olmalı

Yoksa ocakta unuttuğum yemek olmasın

Beni öpmeyi de unuttun üstelik

Ahh …*!

Dedim ben sana peynirin sosunu çok kaçırma

Şarap ta dökülüverdi şimdi etimin üzerine

Ensem nasıl da zonkluyor hissediyor musun?

Yaklaştır dudaklarını ama değdirme

Hepsi bu sökülmüş kaldırım taşları yüzünden

Kargaların ayakları da takılıp duruyor bu vakitlerde

Peynirleri kargalara ver …*

Söyle! Hangi ışıkla varayım üzerine ?

Ağdalaşıyor dudakların dudaklarımda iyice

Takılıp sıkışıyor ayağım ve sen saçlarımdan tutmuyorsun

Bozgun başaklara karışıyor rengim sonra

Hayır hayır! Başaklara bakarım ben amma velakin

Bir avuç tohum döller toprağı bence

Tamam tamam bir tutam da yeter bize

Tarla almasak mı?

O parayı hapishanedeki çocuklara saysak

Hem ısırgan otu dikeriz biraz da, dişlerinin arasında kalanlardan

Geri kalanını da ben nadasa bıraktıkça sen sürersin

Olmaz mı?

Bacağımı kurtarmalıyım kütüğü kaldırır mısın?

Yatak da kayıyor zaten altımdan

Hayır hayır geri çekilme

Ama bacağımı kurtaralım

Te lutem** …*!

Hadi gölgenin aşağısına doğru gel!

Şafak sökülüyor çeşmelerden

Yatağı tut!

Uzak bir köy evinin bacasından tütelim

Yer yatağı olmadan gitmez bu dizeler…

Aylin Tamakan

*Dudaklarımın ucunda takılı kalıyor AD’ın

yazamıyorum…

** Lütfen

Anısına Sevgi ve Saygıyla – İlhan Berk

En sevdiklerimden….🙏🏻

Pera’nın Eski Bir Sokağında

Kuşlar kalkıyor Aya İrini üstünden
Bir sap ot kulaklarının arkasında.
Ben sonunda burdasın işte diyorum kendi kendime
Burda eski bir atlasın kesiştiği yerde.
Bir kedi gözlerini dikmiş sana bakıyor
Ve aşağılarda gök ne kadar aşağılarda olursa.
Ve karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor bir kadın.
Ben seni düşünüp korkunç ince diyorum görmediğim boynu.
Önümden çerçiler askerler bıçak bileyiciler geçiyor
Ve asık suratlı kazmacıları dünyamızın.
Bir ses seninle aynı yarımadadayız diyor
Ve yitiyor sonra Pera’nın eski bir sokağında.
Pera’nın eski bir sokağını tepiyorum ben böyle her akşam
Her akşam tabanımda senin çamurun.

İlhan Berk