Bir gün…

Elbet bir gün

Gözlerinin derinliğinde bulurum yerimi

Dinlenir, dualar ederim kirpiklerinin kıyısında

Elbet bir gün

Sızarım dudaklarının penceresinden

Taşar, aydınlatırım kalbinin süveydasını

Elbet bir gün

Düşlerinin karanlığına ekerim yıldızları

Sırlarla dolu gözlerini aydınlatırım…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla/Salah Birsel

Ben Güzin’i düşünürken
Güzin’in de düşündükleri vardı
İnce inceydi parmakları
Minnacık bir yüzü vardı

Güzin’in aklında
Atlar arabalar
Daha başka erkekler
Başka hayatlar vardı

Güzin’in kedileri vardı
Benim gibi okşanmak isteyen
Ama sevdanın adı geçsin
Güzin kaşlarını çatardı

Güzin masalların da Güzin’i
Şehzadeler Güzin’in şehzadeleri
Bir büyük defter tutar
Güzin’in hayalleri

Ben odada otururken
Güzin’in de oturduğu odalar vardı
Kendisine ait bir yatağı
Kendi uykuları vardı

Salah Birsel

Kadınlar Günü’ymüş…

Senede bir gün kutlanan, orada burada ahkam keserek, değersizleştirdiğiniz değerimizi bir güne sıkıştırıp özlü sözler söyleyerek kutlanan “Kadınlar Günü” nü kabul etmiyorum…
364 gün 6 saat ağzıma sıç sonra kadınlar günün kutlu olsun…
Kadın dan önce “İNSAN” olduğumu bi düşün, bi idrak et , bi kabul et sonra bakarız…

Aylin Tamakan

(Sevgili hem cinslerim;
Siz de kendinizi kandırmayın bir gün için,
Hee sesinizi çıkaracaksanız, bu gün değil, geri kalan 364 gün 6 saatte çıkarın)

Sevgiyle kalın…

Anısına Sevgi ve Saygıyla/ Hasan Hüseyin Korkmazgil

Öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil ne kurbağa
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum
Güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe

Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Öyle bir yerdeyim ki ne karanfil, kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki 
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda

Dostum, dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe

Öyle bir yerdeyim ki bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah, Allah dölüm düşmüş sokağa.

Vuslata Gebe Sevdam…

gece yarısı bir şehrin kuytusunda

cilveleşirken sessizlik

gökte yaprak kıpırdamazken

dalgalar göğe vurmuşken

Ay’ın çıplaklığına terimizi asarken

gecenin gölgesini geçiriyorum üzerime…

kuruyan yıldızları toplarken sen kıyılarımdan

sırat köprüsünü ince ince geriyorum saçlarımla

ve ruhuna açılan gizli geçitlerden geçip

derin bir kuyunun dibine düşen

bir sırrın yankısıyla karışıyorum nefesine

ve

nasıl ki bir akrebin

sokma arzusunu içinden alınamazsa

içimdeki sana dair tutukuyu da

alamıyor karanlıklar…

dudaklarının ateşinde sırrını ararken

gizli kalışının ateşi yanıyor içimde

ruhun bedenime damlarken

susuzluğumu giderirken gönlünün kıyısında

güneşte eritip kuruttuğum

incir yapraklarını topluyorum

kutsal mabedinin bahçesinden

aklıma meydan okuyan

nefesine karışıyorum

tenimizde yeşeren aşkın dalları

ruhumuza kadar uzanıyor

ve ben sana sarıldığımda

Tanrı’nın gözyaşları dökülüyor avuçlarımdan

taa ki

güneş gökyüzüne inene dek…

Aylin Tamakan