Hercai gözlüm…

Gözleri gönlüme akan bir ırmak,

Gülüşü iliklerimi kurutan çağlayan,

Ey gönlüme “ah” , fikrime “eyvah” çektiren yar,

Ateş midir kor kor yakan, su mudur ab-ı hayat olan,

Gözlerimi gözlerinden alamam,

Ama,

Gözlerinden aşk, kirpiklerinden günah damlar,

Değmesin gözlerin gözlerime,

Hercai gözlerin ruhuma yasak…

A.Tamakan

Gizli bahçe…

Küçücük ama kocaman bir bahçe kurdum gönlüme…Alabildiğine yeşil, alabildiğine turkuaz ve mavi bir bahçe…

Mis kokulu yasemin çiçekleri ektim dizi dizi, bir parça da nergis ekledim peşi sıra. Bir kaç lale sarı siyah, biraz da karanfil kırmızı beyaz, sümbüller her renginden ikişer tane, menekşeler, şebboylar, papatyalar…

Kavak ağaçları ektim dizi dizi, yanına da koca bir çınar ağacı kondurdum. Biraz meşe, biraz akçaağaç, biraz da kayın ortalarına. Akasyalar da hemen peşi sıra. Erguvanlar ektim beyaz mor, hemen karşısınada mavi mavi söğütler. Bilmem neden ama söğüt ağaçları hep mavi olsun isterdim, bu yüzden söğütleri mavi mavi ektim.

Irmaklar koydum sağlı sollu; içinde yoncalar, nüliferler, kenarlarına da sarı beyaz papatyalar.

Tam ortasında sarmaşıkların süslediği, gürül gürül bir şelale…

Kuşların şarkı söylediği, kelebeklerin renklendirdiği, içimdeki Aylin’in güven ve sevgiyle, deliler gibi koşup eğlendiği bir bahçe…

A. Tamakan

Hoşgeldin Eylül…

Hoş geldin Eylül…. Hoş geldin yağmur ve toprak kokusu…

Heyecanla beklediğim mevsimdir sonbahar… En sevdiğim mevsim kışa götürür beni. Kimilerine göre soğuktur, buruktur, hazandır, bana ise, umuttur, kendine çekilme, tazelenme mevsimine geçiştir Eylül…. Kasvetli, yağmurlu günler demektir kimine göre, bana ise o kasvetin ardında ki güneşi hissedebilmek, yağmurlarında arınmak demektir Eylül…

Eylül; nadasa bırakılmış bir toprak gibi dinlenmek, tazelenmektir benim için… Nefes almak, ruhu doyurmak, kışa hazırlanmaktır… Gelecek olan bahara taptaze filizler açmaktır…

A.Tamakan

 

Fotoğraf günlükleri / Çocukluğum…

Çocukluğumu hatırlatan ne varsa seviyorum…

Daracık sokakları, arnavut taşlı yolları, camlara asılan çamaşırları, sabahları geçen poaçacıları, öğleden sonra zil çalarak bağıran yoğurtçuları, kapımıza süt getiren amcayı, sokaklarda çığlık çığlığa koşup, ip atlayıp, seksek oynayarak kan ter içinde kalıp, eğlendiğim zamanları hatırlatan ne varsa seviyorum…

A.Tamakan

Denizlere, deryalara salsam kendimi…

Denizlere, deryalara salsam kendimi,
Söner mi içimde ki yangın?
İçsem suyunu kana kana, bassam tuzunu,
Merhem olur mu yaralarıma…
Rüzgara bıraksam kendimi,
Alır mı bedenimi sızlatan kokunu?
Savurur da uzaklara, soğutur mu ruhumu,
Merhem olur mu yaralarıma…
A.Tamakan
Temmuz 2018