İblislere Selam Olsun…

Gözyaşlarımla

Aştım alazını

Yandıkça;

Akıta akıta -görmediler-

Kaynadıkça;

Bağıra bağıra -duymadılar-

Kavruldukça;

Yüreğimi sağa sağa -tutmadılar-

Gölgemin ellerini tuttum

Melekler akordiyon çalarken Tanrı’ya

Şeytan tuttu yüreğimden

Kömür karası ruhumla

Uzandım Ay’ın ondördüne

Kırmızısını çaldımda geldim

Cehennemin…

Vesselam

Selamı var tüm İblislerin…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Küçük İskender

De gülüm! De ki: ela bir günde gelecegim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
De gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!
göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
işte o vakit bana-doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak

Küçük İskender

Anısına Sevgi ve Saygıyla🙏🏻 / Şemseddin Sami Frasheri…

Fitnat Hanım ise Talat Bey’e darılmamıştı.
Hiç insan kendi ruhuna darılır mıydı?

Şemseddin Sami Frasheri

(1879 yılında Latin esaslı Arnavut alfabesini ve 1887 de Arnavutçanın Dilbilgisini (gramerini) oluşturan ve yazan Şemsettin Sami Frasheri, aslen Arnavut olduğu halde, Türkçülüğe ve Türkçeciliğe büyük yararları bulunmuştur.54 yıllık yaşamında 54 değerli yapıt veren Ş.Sami (1850-1904), kimsenin ”Türk” ve ”Türkçü” demeğe cesaret edemediği Sultan II. Abdülhamit döneminde ”Kamus-u Türki”yi (Türçe Sözlüğü) yayımlamağa muvaffak oldu.

O dönemde nice Türk aydınları, ”Türk” adını ve sıfatını kullanamıyordu, örneğin: Lugat-ı Osmani…vb. diyorlarlardı.Oysa Şemsettin Sami, katı Abdülhamiti ikna ederek ”Kamus-u Turk” (Türkçe Sözlük) adlı şaheseri basabildi.
Şemseddin Sami: ”Osmanlı kavim, millet adı değil, kabile-aile -sülale adıdır…
Biz ise Türküz, Türk milletindeyiz. ”Osmanlı” ancak Sultan sülalesi için kullanabilir…”diyordu.)

Poseidon’a Teslimiyet…

Eyy Poseidon!

Eyy gönlümü sarsmayı toprağı sarsmak gibi beyhude bir keyf sanan Sevgilim!Denizleri allak bullak etmeye benzemez yüreğimi alabora etmen kaburgalarımı gemici düğümleriyle bağladım ben.. Adem’in kaburgasından yaratılmayı kabul etmeseydi Havva,belki o da benim seni sevdiğim gibi severdi Adem’i…

Yaşamak adına,tüm eski kelimelerin ucunu yaktım ben ve tüm yaralarımın ve Sevgilim, isminin anlamını hatırlamayalı da bir hayli zaman oldu aslına bakarsan…

Sen mavilerinle göğün katlarında kat kat seviştiğin vakitlerde siyahın tüm tonlarıyla Ay ışığında seviştim ben.

Taa ki gökkuşağı, gülüşlerinde çalkalanıp üzerime göre olanı bana bahşettiği zamana dek…O nedenledir şimdi siyahın üzerimde rengarenk parlaması ve adının da ruhuma böylesi yakışıyor olması…

Bazı ışıklar vardır Poseidon,karanlıktan çıkacağına inandığın ve sonuna doğru yürümeye başladığın ama ben gözlerinin ışığında dehlizlerine doğru yol aldığımı biliyordum Sevgilim ve artık biliyorum ki Aşk bahsedildiği üzere kırmızı değilmişkaranlığında saçlarımın tutam tutam boğumlarına takılıp kalmasından anladım ve verdiği huzurun hiç bir aydınlıkta bu kadar yaşanılası olamayacağını…

Kelimelerimi törpülüyorum bir bir yabanın her bir dişinde, sen toprağa vurdukça daha da kısık bir sesle törpülüyorum;

-aşka -huzura -mutluluğa

aksimin, yüzünde ölçülemez bir hal alışını görene dek törpülemeye de devam edeceğim… Reddetmeye çabaladığım tüm inançlarıma rağmen…

Ahh Poseiodon! Depremler nasıl ki alabora ediyorsa toprağı ruhumu da öyle alt üst ediyor aşkın, ruhumda dönüp duruyor tüm kainat ve biliyorum ki Eylül’ün doğurganlığı gibi ben de sancılarımı aklımın en uzak ve en kuytu mevsiminde haykırmalıyım…

Ben terbiye ettikçe haykırışlarımı sen de yüreğini iyice bastır yüreğime ki Sevgilim, bedenlerimiz toprağın altına girip tenlerimiz yok olsa bile ruhlarımız aşklarının seyr-ü sefasına devam etsin gökkubbede…

Aylin Tamakan