Anısına Sevgi ve Saygıyla / Ahmet Hamdi Tanpınar

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;  
Yekpare geniş bir anın  
Parçalanmış akışında,  
Bir garip rüya rengiyle  
Uyumuş gibi her şekil,  
Rüzgarda uçan tüy bile  
Benim kadar hafif değil.  

Başım sukutu öğüten  
Uçsuz, bucaksız değirmen;  
Içim muradıma ermiş  
Abasız, postsuz bir derviş;  

Koku bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim

Ahmet Hamdi Tanpınar

Sarılsam…

Gece gömleğini yırtarken

Kırık dökük kaburgalarımın içine sıkıştırsam seni

Kalp atışlarından öpsem, gezinsem biraz

Dudaklarımı kaldırmadan teninden

Dursa dünyanın nabzı

Sen saçlarımı severken

Ben dudaklarımı ateşlesem teninle

Öpse sesin kulaklarımdan

Yansa yer gök kalsa kıpkırmızı

Nefesini çeksem biraz içime

Nefesim dinlense

Dilimi damağımı tatlandırsam

Gözlerim gözlerini öperken

Kurusa nehirler sussa yağmurlar

Gülüşünü kucaklasam geceye inat

Sen de kaybolsan içimde

Nefesim nefesime kitlense

Anadan üryan kalsa ruhum

Koşsa arş-ı alada teninden boşalırcasına

Sonra sadece kalp atışımız kalsa

Sussak uzun uzun

Dikişleri patlamış gönlümü teyellesem gönlünle

Göğsün göğsümde

Gece gömleğini yırtarken

Kırık dökük kaburgalarımın içine sıkıştırsam seni

Sarsam, sarılsam, saklasam…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Cemal Süreya

En sevdiğim şairin, en sevdiğim şiirlerden biri ile ölümünün 30. yılında anısına tüm sevgi ve saygılarımla…

İlk kez bir yerde şiirimi yayınlanması bu sene bu ay Cemal Süreya anısına düzenlenen bir antoloji de nasip oldu… Ve yine ilk defa bir dergi de yayınlanan bir başka şiirim de Cemal Süreya anısına hazırlanan bir dergi oldu. En sevdiğim şairin ölüm yıldönümünde ve şiirlerimin ilk kez bu şekilde yayınlanmasıda inanılmaz mutluluk verici ve inanılmaz güzel bir anı oldu benim için.

Not: Bu arada antoloji için şiir seçmemde fikrini benimle paylaşan ve seçmeme yardımcı olan Kleinlaute’ye de çok teşekkür ederim.🥰

ÜVERCİNKA

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden

En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye

Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun

Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez

Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor

Bütün kara parçalarında

Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma

Yatakta yatmayı bildiğin kadar

Sayın Tanrıya kalsa seninle yatmak günah daha neler

Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının

Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde

Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor

Bütün kara parçaları için

Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o

Onunla daha bir değere biniyor soluk almak

Sabahları acıktığı için haklı

Gününü kazanıp kurtardı diye güzel

Bir çok çiçek adları gibi güzel

En tanınmış kırmızılarla açan

Bütün kara parçalarında

Afrika dahil

Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü

Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez

Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek

İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar

Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar

Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar

Bütün kara parçalarında

Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası

Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki

Padişah gibi cesaretti o alımlı değme kadında yok

Aklıma kadeh tutuşların geliyor

Çiçek Pasajı’nda akşam üstleri

Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor

Bütün kara parçalarında

Afrika hariç değil

Cemal Süreya

Yüklü Yüreğim…

Yağmur yüklü bulutlar gibi yüreğim

bir dokunsan taşacak

çatlayacak goncası

yeri göğü

birbirine katacak

son kalmış tek bir yaprak

kim bilir belki ağacını sallayacak…

Belki de

yeşerecek tohumlar

kardelenlere komşu

gelincikler açacak

damlayacak kırmızısı

gökkuşağı toprağın bağrında çıkacak…

Aylin Tamakan

Yar/a

“Birlikte yaralarımızı sarabiliriz” dedi adam

Gözlerinin içinde uzun uzun sustu kadın

“Ben yaralarımı sardımda geldim

Korkma

Uzat ellerini

Önce gönlümün ateşinde ısın biraz

Sonra meşaleyi veririm

dolanırsın gönlümün diyarında

Ama sakın ha dokunma

Geçme çitlerin ardına” dedi

ve

usulca öptü yaralarından…

Aylin Tamakan

Düş/tük Algos…

Düş’tük be Algos!

Geceden zorla koparılmış bir karanlığın içinde

kuyruğunu bırakıp kaçan kertenkeleler gibi

avuçlarımızda küflenmiş kuş yemleriyle

kendini Ekim’e saklamış bir kaç yaprak misali

siyah çiçekli nevresimin dallarından düştük.

Şimdi her gece çiçekli siyah çarşafın arasında

uzun uzun geziniyor

düşürdüğün kokunu arıyorum

Sahi nerede düşürmüştün Sevgili-m?

Müstehcen bir hayalin gayrı meşru çocukları gibi

çıplak kalıyor kelimelerim

annesiz hırçın bir çocuk gibi hassas, öfkeli

ve zamansız açan tomurcuklar misali solgun kelimelerim.

Göğü yırtarcasına yırtıyor göğsümü sessizliğin

söylemediklerini umursamazken

dudağıma doğru süzülen tek bir damlaya saklıyorum

seni ve sana olan sevgimi…

Kurumuş bir gölün diplerinde boğulurken

suya söylüyorum adını

ateşi söndürmek de hiç bir kitapta yazmıyordu üstelik.

Yaslı bulutların gözyaşları toprağa kâr

kurak bulutlar da sevapların kefareti olsun

ad’ın buruk bir şarap gibi dolanırken dilimin üzerinde.

Oysa tek kişilik bir divana sığmıştıkta

bir kuş kafesini sığdıramadık iki göz odaya

sessizliğimizin hacmi kadardı

içimde çırpınan duyguları gagasında tutan kuşun heyecanı…

Ölü kuşları özgür bırakma vakti Sevgili-m!

Zamanın en ücra köşesinde

ucu bucağı olmayan bir özlemle

içimde kanımla boğsam seni

ölümü alsam avuçlarından

boğulur musun

boğulur muyum

dirilir mi acı sevişmelerimiz

seni öldürdüğüm gün açılır mı gözlerim

çözülür mü körlüğün?

Kalbinin iltihabı patlamış parmak uçlarından öpsem

sızar mıyım şah damarına?

Algos, tuttuğum nefesimi bırakır mısın Sevgili-m?

Aylin Tamakan

Vuslat…

büyürken özlem

toprağın yağmura hasreti gibi

birikmişken yağmur

sönmüş alevi harlar gibi

bir yudum suyun ardından

rüzgara koşmak

dallara tutunarak

ağaçların arasından

yaprakların altından

vadiden kaya diplerine

ceylan ürkekliğinde

meylederek karanlığa

vadiye varıp

suyun kokusunu duyumsamak

kokunun tadını çekmek içine

dalların melodisini dinleyip

kovuklarda dans etmek

do re mi fa …

doldurmak notaları

en geriden en ileriye

en’leşerek

taşarcasına köklerinden

ağız ağıza soluklanıp

sımsıkı saklanarak

gizlenerek boynunun ardına

tutunup yamaçlara

dağlara çıkmak

tepelere tutunmak

asılı kalıp dudaklarını yummak

bir çığ gibi yuvarlanarak

bir çiğ tanesi gibi konmak

hasretle sarıp

sarmalanmak

büyürken özlem

toprağın yağmuru emmesi gibi

birikmişken yağmur

harlanan özlemi soğutmak…

Aylin Tamakan

Anısına Sevgi ve Saygıyla / Behçet Necatigil…

Seni Yaşamak

Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece

Behçet Necatigil