Ruhları boşalmış insanlar…

Hali hazırda

Harika hüzünler sahibiyim

harika anılar içinde kavrulan

işte buradayım, bir sürü insan etrafımda

kapılar kapandığında hayaletleri doluyor odama.

Hiç bir şeye ihtiyacım yok herşey yerli yerinde

yalan dolan, riya, samimiyetsizlik.

Bu nedenle aklımı bir kenara bıraktım

kalbimi buzdolabının üstüne kaldırdım

şimdi ses yok ortalık sakin

mum ışığı gibi dalgalanıyor

sigaramdan çıkan dumanlar…

Harika hüzünler sahibiyim

harika yalanlar içinde savrulan

işte buradayım, bir sürü tatlı güzel söz etrafımda

şiir tadında edebi libidolarla

adam gibi adam olduğunu

kanıtlamaya çalışan insanlar yığını.

Biri gözlerimin ne kadar güzel

olduğundan bahsediyor,

biri gülüşümü anlatıyor,

biri yaşımı başımı hesaplıyor,

biri götünü kaldırmışlar senin derken

bir diğeri neden bu kadar uzaksın diyor

her iki kelimeden sonrası tek bir kelime ile bitiyor.

Kışın sinsi sinsi gülümseyen güneş

gibi çok soğuk sıcaklıkları,

sevmenin sıcaklığından bi haber her biri.

“Ruhları boşalmış insanlar, içime boşalmak istiyorlar…”

A.Tamakan

CANIM ANNEM’E…

Kimseyi kırma dedin,

dantelli çoraplarımı giydirirken

hep kendimi kırdım

senin çorabımı giydirirken

tırnaklarını kırdığın gibi annem…

Kimseye yükseltme sesini dedin,

saçlarımı dizi dizi örerken

saç diplerime gömdüm acılarımı,

kızgınlıklarımı da saç örgülerim gibi

kat kat içimde attım çığlıklarımı annem…

Kimseye boyun eğme, asla tamah etme dedin,

düştüğümde dizlerime tentürdiyotu basarken,

sonrası şunu yüreğine basarlarda

daha çok yanar canın dedin ya

düştüm düştümde tek başıma kalktım

dimdik yürüdüm annem…

Kimsenin seni ağlatmasına izin verme dedin,

gözüme kaçan toza üflerken,

inci inci dökülürken yaşlar gözümden,

elinin tersi ile sildiğin gözyaşların gibi

insanları da sil dedin ya

kan çanağına döndü gözlerim de silemedim annem…

Kimsenin gönlünle oynama dedin,

bezden bebeklerimi elbise biçerken

sonra çıplak kalır ruhun,

en çok kendi gönlümü hırpaladımda

ama yine çıplak kaldım be annem…

Kimseye gitme, açma gönül kapını yaralıyken dedin,

saçlarını örerde okşarım yine, gözyaşlarından öperim,

yaralarına bağrımı basarım,

koynumda saklarım seni yine dedin ya

yine sana geldim annem…

İyi ki doğdun, iyi ki varsın be annem…

A.Tamakan

SEVMEK…

Sevmek ağız dolusu olur

Böyle bardaktan boşalırcasına

Kulakların çınlarcasına

Avuçlarından taşarcasına

Isıra ısıra, kokusu ciğerlerine yakarcasına

Kalbinin göğüs kafesini yırtarcasına

Sevmek ağız dolusu olur

Böyle gökyüzünü ikiye yararcasına

Kanın damarlarını ağlatırcasına

Kelebeklerin uçuşması değil

İçinde ki turnaların çıldırırcasına

Alevlerin içine atıp kendini

Tüm kainatı yakarcasına.

Sevmek ağız dolusu olur…

A.Tamakan

YOL…

Ne kadar yol gitttiğimi yada

ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum.

Neden geldiğimi de hatırlamıyorum üstelik,

öylesine unuttum kendimi vardığım yerde.

Kendi kuytularımda gezdiğim

yerden çok uzaklarda bir yerdeyim.

Lime lime ediyorum geçtiğim her bir sokağı,

her sokakta dağınık bir gökyüzü.

Kan rengi gökyüzünden

gül yapraklarından bir fırtına kopuyor

ölümün gözleri kadar mavi.

Rüzgarın melodisi de yabancı,

çarpıp duruyor kaldırım kenarlarına.

Ne fırtına diniyor, ne ben yolu bulabiliyorum,

ne güneş doğuyor, ne de Ay batıyor.

Sıcak bir ayaz çökmüş şehre,

dağıldıkça toplanıyor bulutlar.

Birdenbire susuyor zaman,

zamanla birlikte yürüyoruz

birlikte, elele

bizi takip ediyor takvimler,

kovalıyor akrep yelkovanı,

geri dönüşü olmadan yağıyor zaman üzerime

gök yağmur topluyor durmadan…

Sonu olmayan yola atmak kendini

yada yolun sonundan başlamak…

A. Tamakan

ARSIZ…

Böyledir iflah olmaz Aşk’larım

iflah olmaz bir kalbim var.

Arsızsın yani?

Gözlerine baktım uzun uzun ve sustum.

Aşk’a arsızsın yani?

Görmedi, bilmedi, anlamadı, anlayamadı,

evet aşka, aşkınaydı arsızlığım.

Gözlerine baktım uzun uzun ve sustum…

A. Tamakan

BENİ SAKLA…

Haydi! Al beni sakla gecende.

Öpmek istiyorum seni

masum bir bebeğin ıssız çığlıkları,

dağların ardında saklanan

yıldızları tek tek öper gibi

öpmek teninin çıkmaz sokaklarını.

Buz sıcağı hissettiğim gecenin aydınlığında

öpersem seni, kıskanır küser çekilir Ay geceden

ruhunun aydınlığında dans eder ellerim teninde.

Haydi! Al beni sakla bedeninde.

Dudaklarımı dudaklarınla tutuştur

bedenini keşfe çıkayım ateşinle

tadımı damağına çalayım,

göktaşı gibi düşeyim her bir milimine,

gelincikler açsın göğsümüzde,

bir ceylan ürkekliğinde

kaysın yıldızlar dilimden diline

terinin buğusu vururken cama,

kızıllaşsın gecenin karası sağnaklarda

mühürlensin bedenin bedenime.

Haydi! Al beni sakla bedeninde.

Yazarken kalemi kaldırmadığın gibi

kaldırma dudaklarını tenimden

gezinsin satır satır, köşe bucak.

Gözlerimde ki ateşi gör

asi ama yalvaran, ateşli ama uysal

arzularımı koy gözlerine

ve kal öylece içimde.

Odun olayım o vakit ateşine,

is olayım önce nefesine sızayım

sonra bedeninin tüm hücrelerine dağılayım

göz gözü görmez olduğunda

tekrar ateş olup yanalım

küllerimizi yeni bir ateşe kıvılcım yapalım.

Haydi! Al beni sakla gecende.

Bırak tüm duvarları yıkılsın şehrin

tüm çıplaklığımızla koşalım sokak sokak

köşe bucak dağılalım çatılarında evlerin

şahit olsun gölgelerimiz bir şehrin yanışına.

Bedenlerimiz gecede,

ruhlarımızı arş-ı alada seyr-ü sefer yapsın.

Haydi! Al beni sakla gecende.

A.Tamakan